İşbirliği, Ekip Çalışması, Takım Ruhu “Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetli olur.”
Organizasyonda, personelin gönüllü işbirliği sağlandığı takdirde, hem yönetime katılma gerçekleştirilmiş ve hem de bir taşla üç olmasa bile iki kuş vurulmuş olur. Çünkü işbirliğini sağlamak yönetimde başarılı olmaya giden yolda ilk adımdır. Ancak, verimli iş birliği, ahenkli bir ekip kurulabildiği takdirde gerçekleşebilir. Çünkü yönetimde başarı aynı zamanda bir ekip işidir. Ekibi olan veya ekibini kuran yöneticiler daha başarılıdırlar. Çağdaş yönetim, grup çabasıyla işi başarma sanatı ve bilimidir.
Örneğin çağdaş örgütlerin belki en karmaşığı olan hastanelerde, hemşireler, diyetisyenler, fiziksel terapistler, tıp ve röntgen teknisyenleri, eczacılar, patologlar ve diğer birçok sağlık personeli, aynı hasta üzerinde birlikte çalışmak durumundadırlar. Bütün bu çalışmayı yönlendiren ve denetleyen birisi de genellikle yoktur. Ortak bir amaç ve genel bir faaliyet planı doğrultusunda beraber çalışmak zorundadırlar. Bugünün tipik kurumu, geleneksel kavram ve teorilerin çözmekle bütünüyle yetersiz kaldığı bir örgütlenme sorunu ile karşı karşıyadır.
Bir organizasyonda çalışanlar neler olduğunu ya da niçin olduğunu bilmiyorlarsa, daha verimsiz çalışır, daha kuşkulu düşünürler. Bu her şeyi gizli tutmanın getirdiği rahatlığın pahalı faturasıdır. Modern kuruluş, patronla astların kuruluşu olamaz diye özlü bir sözü daha önce görmüştük. Örgüt bir araya gelmiş insanlardan kurulu bir ekip olarak düzenlenmelidir.

Örgüt her şeyden önce gelir. Bireyler örgüt uğruna canlarını fedaya hazır olmalıdırlar. Ancak bunun için ne yapıldığına da bakmak gereklidir. Her yıl birçok örgütte personel ile iyi ilişkiler kurmak için milyonlar harcanır. Sonunda iletilen mesaj hep aynıdır: “Çok çalış, emirleri yerine getir, biz sana bakarız.” Bu mesaj elli yıl önce belki geçerliydi ama artık pek umut ve motivasyon sağlayıcı değildirler.

Örgütlerin de mükemmel bir ortamı ve işbirliğini sağlayanlar, genelde insanlara saygı ve sevgi beslerler. Amaçlarında, bütünleşme ve takım ruhu vardır. Başarının sırlarını anlatan bütün kitaplarda ana tema olarak takım çalışması işlenir. Hepimiz yöneticisinden işçisine kadar herkesin aynı alanda yemek yediği ve çalışmalarının aynı şekilde takdir edildiği Japon firmaları duymuşuzdur. Onların başarılarının sırrı; insanları kullanmak yerine, onlara saygı duymalarında yatmaktadır.
İster makine, ister bilgisayar, isterse insan olsun, tüm karmaşık sistemler benzeşim içinde olmak zorundadırlar. Sistemin üst düzeyde çalışması isteniyorsa; parçaların bir bütün halinde çalışması ve her eylemin bir diğer eylemi desteklemesi gerekir. Parçalar aynı anda değişik istikametlere yönelirse; makine uyumlu çalışamayacak ve büyük ihtimalle bozulacaktır.

İşbirliğinin, takım ruhunun sağlanmasında önemli yer tutan kavramlardan da daha önce incelendiği gibi biri güvendir. Güven iş dünyasının yazılmamış kurallarından biridir. Her iş adamı karşısındakiyle tekrar karşılaşabileceğini bilir ve eğer bir kişi bir kere sözünde durmamışsa, bir daha ona güvenilmez. Bu “Karşılık Kanunu”dur. Başarı ödüllendirilir, başarısızlık cezalandırılır ve herkes bu kuralı anladığı sürece işler yolunda gider.

Personel arasında işbirliği sağlayabilmenin yollarından biri de örgütün hayatta kalma görevini açıklayan yazılı bir rapor hazırlamaktır. Amaçlarınızı ve uymanız gereken kuralları açıkça belirtirsiniz. Eğer amacınız, zaman kazanmak için bir şeyler yapılmasıysa, bunu açıkça belirtin. İşbirliği sağlamak için dürüstlük ve açıklık şarttır. İnsanlar sizin onlardan tam olarak ne istediğinizi ve nelere müsamaha göstermeyeceğinizi bilmeden, sizinle işbirliği yapmazlar. Onlardan ne istediğinizi ve onların sizden ne isteyebileceğini açık açık belirtmelisiniz. Yaşama savaşı veren bir şirketin önem vereceği hususlardan biri ilişkileri sürdürmek olmalıdır.
Bir profesör, otomobildeki başarılarının nedenini belirlediği zaman geçirdiği şaşkınlığı şöyle dile getirmektedir: “Japonların büyük bir maliyet avantajı olduğu görülüyordu. Bu avantajın otomasyondan kaynaklanmadığını görünce oldukça şaşırdım. Otomobil üretimine ‘insancıl’ bir yaklaşım getirmişlerdi. Harekete geçirilmiş, çalışmaya istekli ve otomobil üretmekten coşku duyan bir işgücüne sahiptiler. Biz bu ülkede bir verimlilik anlayışı uygulamaktayız. Birçok ayrıntıyla uğraşıyoruz. Bu konunun yatırım politikasıyla düzeltilmesi imkânsızdır.”
Yine bir Amerikan şirketini ele geçiren Japonlar, şirkette çalışan Amerikalı işgücünü değiştirmeden, garantiye dayalı geri ödemeleri 22 milyon dolardan 3,5 milyon dolara, her 100 TV’deki hata oranını 140’dan 6’ya, satıştan sonra ilk doksan gün içindeki arıza başvurularını %70’den %7’ye ve yıllık işgören değişme hızını %30’dan % 1’e indirmeyi beş yıl içerisinde başarmışlardır.
Bir yorumcu “Verimlilik gizemli bir Japon buluşu değildir. Sadakat, etkin eğitim aracılığıyla işe bağlama, şirketin başarısıyla kişisel düzeyde özdeşleşme ve en basit anlamıyla üstle ast arasındaki insancıl ilişkilerden oluşan bir özelliktir” demektedir.
Sağlıklı yaşamak için vücudun bütün organlarının ahenkle çalışması gerekir. Örgütlerin bütün organları da ahenk içinde olmalıdır. Yoksa küçük rahatsızlıklar büyük hastalıklara sebep olur. Diş çürüğü nasıl beyinde enfeksiyona sebep olabiliyorsa, örgütün bir küçük bölümdeki aksaklık da bütün örgüte yayılabilir. Onda enfeksiyona sebep olabilir.
Her zaman ekip çalışmasını ve işbirliğini teşvik etmelidir. Personeli bir araya getirmeli, onlarla bir ekipmiş gibi konuşulmalıdır. Esnekliği artırmak ve ilgi oluşturmak için zaman zaman personelin birbirlerinin işlerini öğrenmeleri ve yardımcı olmaları teşvik edilmelidir.

Unutulmamalıdır ki, örgütün başarısı yanımızda çalışanların başarısına bağlıdır. Onları zor zamanlarda yalnız bırakmamalı, patronca davranılmamalıdır. İhtiyacımız olan şey işbirliğidir, kaprisli olmak ve kin tutmak uygun bir hareket tarzı değildir.
Ekibin dikkati ortak hedefe yöneltilerek, birlik ruhu aşılanmalıdır. İnsanlara kendi işlerini yaparken birbirlerini de desteklemeleri gerektiği söylenmeli, takım çalışması desteklenmelidir. Ortak hedefleri olmayan ekipler uzun süre başarılı olarak bir arada bulunamazlar. Ekip elemanlarının birbirlerine karşılıklı bağımlı olduklarını hissetmeleri konusunda yardımcı olunmalıdır. Hepsine birbirlerinin sorumlulukları açıkça anlatılmalıdır. Ekip diyaloglarında ben, sen gibi değil, biz, siz, bizim gibi tabirler kullanılmalıdır. İnsanları katılmaya ikna etmeli, emir vermemeli, onlarla konuşmalı, kalplerini kazanmalıdır. Ekip toplantılarında özellikle başarılı olanların haklarını vermeli, ama aralarında gözde insanlar olmamalıdır. Ekibe teşekkür etmeyi ve onların başarılarını tepe yöneticilerine olduğu gibi aktarmayı ihmal etmemelidir.
Sakin bir tavır takınmalı, çalışma ortamı hoş tutulmalıdır. Çok çalışılmalı ama gergin olunmamalıdır. Kişilerin güçlü oldukları konulardaki becerilerini ekibe yararlı olacak şekilde kullanmalıdır.
"Yönetimde Başarı İçin Altın Kurallar" (Dr. Mustafa Gümüş)