İbadetin sözlükteki anlamı; birinin üstünlüğünü kabul etme, ona boyun eğme, bağlanma ve itaattir.

Şeriatta ise: Gönül hoşnutluğu, teslimiyet, kesin bilgiye dayanarak sevgi ve ihlasla yüce Allah'a tam anlamıyla teslim olup boyun eğmektir.

Bundan ujlayı "ibadet iki temel unsuru bünyesinde toplamaktadır" denilmiştir. Bu iki temel unsurun birincisi mükemmel bir sevgi, ikincisi tam anlamıyla teslim olma ve boyun eğmedir. Çünkü kızarak teslim olan kişi kul olamaz. Bunun gibi sevdiği halde boyun eğmeyen de kul olamaz. Bazılan ise, ibadetin mükemmel derecede olabilmesi açısından bu iki unsura korku unsurunu da ilave etmişlerdir.

Şeriatın istediği mahiyette bir ibadetin gerçekleşebilmesi için ibadette bazı özelliklerin bulunması gerekmektedir. Bunlan şöyle sıralayabiliriz:

a- Fiili olarak bir şey i yapmak ve bunu yaparken şeriatın ölçülerine uymak.

b- Gönülden ibadete meyil etmek ve Allah sevgisi.

c- Hem korku hem de ümit taşımak.

d- İbadetin, kişinin kendi iradesi ile ve bir amaçla yerine getirilmesi.

İbadet; ancak doğru, kurallarına uygun ve yalnız Allah için olduğunda kabul edilir. Yani şeriatın belirlemiş olduğu şekilde ve sırf yüce Allah için yapılmış olması gerekmektedir. Eğer ibadet yalnız Allah için olur ama doğru bir şekilde olmazsa kabul edilmez. Bunun gibi doğru olur ancak yalnız Allah için yapılmış olmazsa yine kabul edilmez. İbadetin halis olması için Allah için yapılmış olması, doğru olması, doğru olması için de Resulullah (a.s)'ın uygulamasına uygun ve yüce Allah'ın şeriatında belirlemiş olduğu şekilde olması gerekmektedir. Nitekim yüce Allah Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyuruyor:

"Rabb'ine kavuşmayı uman kimse salih amel işlesin ve Rabb'ine yaptığı İbadete kimseyi ortak koşmasın." [19]

Niyetin ibadette belirleyici bir rolü bulunmaktadır. Adet olarak işlenen bir fiil, güzel bir niyetle ibadet niteliği kazanır. Bunun gibi herhangi bir niyetle işlenmiş olmayan ibadetin de bir geçerliliği yoktur. Niyet yapılan işe gerçek değerini kazandırır ve adet ile ibadeti birbirinden ayınr. Bir amelin şanı yüce olan Allah'ın katında kabul görmesi de niyete bağlıdır.

Munavi şöyle demektedir:

"Niyet, ibadeti adetten ayırmak ve ibadetleri derecelerine göre düzenlemek için konulmuştur."

Gerçek ibadette, yüce Allah tarafından o ibadetin işlenmesinin farz kılınması ile, amaçlanan etkinin görüleceği kabul edilir. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyuruyor:

"Namazı kıl. Şüphesiz ki namaz, fenalıklardan, çirkin şeylerden alıkoyar." [20]

"Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, (fenalıklardan) sakı*nırsınız diye oruç sizin üzerinize de farz kılındı." [21]

İbadetin yalnız belli şekil ve hareketlerden ibaret kalması uygun olmaz. Bu arada bir kimsenin, Kitap ve Sünnet'te belirlenmiş olan etkinin kendisinde görülmediği düşüncesi ile ibadetleri bırakmaya kalkışmasının da caiz olmayacağına dikkat çekmemiz gerekir. Bilakis ibadetlerini yerine getirmelidir. Zamanla ilerleme kaydetmesi ve istenen etkinin kendisinde ortaya çıkması mümkündür. Bazı insanlar da kulluğun insanın özgürlüğünü kısıtladığı ve tavırlarına sınır koyduğu anlayışından hareketle "kulluk" kelimesinden kaçmaktadırlar.

İbadet, özgürlüğün kendisidir. Çünkü insan ibadet ile şehevi duygularının, arzularının ve nefsinin taşkınlıklarının esirliğinden kurtulmaktadır. Bunun yanışım Allah'a ibadet ve O'na boyun eğme de insana bir özgürlük kazandırır. Ancak bu özgürlük, Allah'ın şeriatının sınırlan içerisinde ve O'nun, insana mutluluğu, dürüstçe yaşamayı sağlamayı garanti eden kurallarına bağlı bir özgürlüktür. Ayrıca insanın fıtratı, başkalarına boyun eğmeye meyillidir. Dolayısıyla Allah'a boyun eğmeyen, arzularına yahut insan veya şeytan putuna boyun eğecektir.

Ahlaki ölçüler ve toplumsal kanunlar özgürlüğü yok etmez. Bunlar tıpkı trafik kurallarına benzemektedirler. Bu kurallar insanların özgürlükten eşit şekilde yararlanmalarını sağlamak için meydanı açarlar. İbadet aynı zamanda iasana şeref ve prestij kazandırır. Bundan dolayı yüce Allah'ın insanı yaratmadaki asıl hikmetinin ibadet olduğunu görüyoruz. Yüce Allah Kur"an-ı Kerim'inde bu konuda şöyle buyuyoruyor:

"Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." [22]

Bütün peygamberlerin amaçlan da yüce Allah'a karşı kulluk görevinin yerine getirilmesini sağlamaktı.

Yüce Allah, Hz. Peygamber (a.s)'in en yüksek dereceye yükselmesinden söz ederken, O'nu kulluk özelliği ile andığını görüyoruz. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

"Kulunu bir gece Mescidi Haram'dan, kendisini bir kısım ayetlerimizi göstermek için çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya götüren Allah'ın şanı pek yücedir." [23]

Yüce Allah mü'min kullanndan övgüyle söz ederken de şöyle buyurmaktadır: "Rahrnan'm kulları yeryüzünde mütevazi bir şekilde yürürler." [24]

İbadetin bir genel bir de Özel anlamı olduğuna ve özel anlamının yalnız ibadet sıfatıyla konulmuş olan ve yüce Allah'a boyun eğme, O'na yaklaşma gayesini gösterme amacı taşıyan belirli uygulamalan içine aldığına daha önce dikkat çekmiştik.

Genel anlamı ile ise, bir Müslümanın şeriata uygun olması şartıyla, sırf Allah nzasını gözeterek ve iyi bir niyetle işlemiş olduğu bütün amelleri içine aldığını belirtmiştik.

Bundan dolayıdır ki, İslam'ın ibadet kavramına kazandırmış olduğu bütüncül anlam, Müslümanın gerek itikadi, gerek fikri, gerek nefsani, gerek bedensel ve gerekse maddi uygulama ve tutumlarına ibadet niteliği kazandırmakta ve bütün bunlan Allah'ın rızasının aranması şartıyla sevap kazandıran ve Allah'a yaklaşmayı sağlayan uygulama ve tutumlar şekline sokmaktadır.

Gerçek şu ki, özel anlamı ile ibadet; Müslümanı, her hareketi ve duruşuyla Allah'ın nzasını gözeten, Allah'a samimiyetle kul olmuş bir kimse yapan büyük ibadete hazırlamayı amaçlamaktadır.

İbadet kavramının bütüncül bir şekilde yerleştirilmesi ile de insanın varoluşunun gayesi gerçekleşmiş olur. Bu gaye Kur'an-ı Kerim'de şu şekilde dile getirilmiştir:

"Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." [25]

İnsan Rabb'i ile sürekli bir bağlantı içindedir ve O'nun sürekli kendini gözlediğini düşünür. Bu durum onun dünya hayatını, ahiret hayati için bir vesile olarak kullanmasını sağlar. Böylece gaflet dairesinden çıkar ve dünya lezzetlerine, şehevi zevklere dalmaktan kendini kurtarır.

îbadet türlerinin çok olması, insanı bıkkınlıktan, isteksizlikten korur. Böylelikle insan sürekli aynı ibadeti işleyip durmaz. Bilakis değişik ibadetlerde bulunur. Hatta iyi bir niyet taşıma yoluyla dünya ile ilgili işleri bile ibadet niteliği kazandırabilir. İbadet kavramının bütüncüllüğü Müslümanın hayatının Rabbani bîr boya ile boyanmasını ve onun her bakımdan yüce Allah'a bağlanmasını sağlar.

Buradan, ibadeti yalnız namaz, zekât, hacc ve oruçtan ibaret görenlerin yanlış düşündükleri ortaya çıkmaktadır.

Burada şuna da dikkat çekelim ki, İslâm'a göre özel anlam taşıyan ibadetlerin belli bir takım Özellikleri va ayırıcı yanlan bulunmaktadır. Bu özelliklerinden bir tanesi yüce Allah için tam bir i I il asla yapılmış olmasıdır. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyuruyor:

"Oysa kendilerine dini yalnız Allah'a halis kılarak, Allah'ı bîr tanıyanlar olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekâtı vermeleri emredilmişti," [26]

Bunun yanısıra ibadet, kul ile Rabb'i arasında doğrudan bir bağlantıdır. Arada herhangi bir araç ve vesile söz konusu değildir. Yüce Allah bu konuda da şöyle buyuruyor:

"Kullarım sana benden sorarlarsa (bilsinler ki) ben onlara yakınım. Bana dua ettiğinde, dua edenin duasını kabul ederim. Şu halde benim çağrıma kulak ver*sin ve bana iman etsinler. Olur ki doğru yola uyarlar." [27]

Ayrıca özel anlam taşıyan ibadetler önceden belirlenmiş olan ve haklarındaki rivayetlerde yer alan bilgilere göre yerine getirilen fiillerdir. Farz namazların rekâtları, hangi vakitlerde yerine getirilecekleri, zekatın farz olması için gereken mal miktarı (nisab), şartları, orucun zamanı, hacc esnasında yapılacak uygulamalar ve bunlann dışında Özel anlam taşıyan ibadetlerle ilgili uygulamaların tümü Önceden belirlenmiştir.

Ancak ibadetlerin sevabı artırmak için bazı şeylerin bulunduğunu da bilmeliyiz. Müslüman bu tür ibadetleri istediği kadar yapabilir. Mesela istediği kadar nafile namaz kılabilir. Dilediği kadar sadaka verebilir. Farz orucu tuttuktan sonra oruç tutulması yasak olan günlere denk gelmemesi şartıyla dilediği zamanlarda oruç tutabilir. İslâm'a göre ibadetler kolaylık ve zorluğun ortadan kaldırılması esasına dayanır.

İbadetler hem miktar yönünden hem de şartlar yönünden kolaydır. Olağanüstü durumlarla ilgili olarak konulan hükümler de ibadetlerin kolaylaştınldiğim gösteren bir durumdur.

İslâm'da ibadetlerin Müslümanın hayatının değişik yönlerini kapsayan etkileri bulunmaktadır. İbadetler inancı hem korur hem kuvvetlendirir. İnsanın ruhi yönünü güçlendirir. Hayatın değişik mücadelelerinde kararlılık göstermesini sağlar. Hayatın zorluklarına karşı gelinmesini sağlayan araçların başta geleni sabırdır. İbadet ise bize sabn öğretmektedir. Mesela oruç bir sabır imtihanıdır. Bunun gibi haccın zorluklarına katlanmak da bir sabır imtihanıdır. İbadet aynı zamanda insana, yüce Allah'ın kendisini sürekli görüp gözetlediği anlayışını kazandırır. Bu ise yüce Allah'ın bizi her yönden kuşatan bütün nimetlerini bilmeyi, itiraf etmeyi ve bu nimetlerden dolayı O'na şükretmeyi sağlayan unsurdur.

İbadet aynı zamanda Müslümana dengeli ve mükemmel bir insani şahsiyet kazandırır. Bir kimse insani olgunluğa ulaşır, kendini arındırır ve irade ruhunu güçlendirirse kendinde bir üstünlük, şeref ve farklılık hisseder. Bu durum ise gerek ferdi ve gerekse toplumu sıkıntıdan, azgınlıktan ve psikolojik hastalıklardan korur. Sürekli Rabb'i ile bağlantı içinde olan, sürekli O'na sığınan, O'ndan yardım dileyen ve başkasına değil yalnız O'na boyun eğen bir kimse niçin sıkıntı içinde olsun.

îbadet, fazilete ve güzel ahlâka sahip olmanın, kendini düzeltmenin ve arındırmanın yoludur.

İbadet aynı zamanda, düzeni gözetme, zamana dikkat, hayatın değerlerini ko*ruma, eşitlik, yardımlaşma, birlik, mensuplarını birbirlerine karşı kin besleyen ve birbirleri ile kavgalı insanların değil de birbirlerine karşı sevgi besleyen insanla*rın oluşturduğu bir toplum meydana getirilmesi gibi Müslümanın hayatı ile ilgili temel ilkelerin yerleşmesini sağlar. Bunun yanısıra ibadetlerin, insanın bedeni ve sağlığı üzerinde de iyi etkileri bulunmaktadır. Gusülde, abdestte, oruçta çok hikmetli şeyler vardır.

Bütün bu saydıklarımızın içinde en önemli olanı ise günahların yok edilmesi, kötülüklerin silinmesi, Allah'ın sevabını haketme ve O'nun hoşnutluğuna kavuşmadır.

Bunlar İslâm'a göre ibadetle ilgili özet bilgilerdir. Bu bilgileri vermekle okuyucunun ibadetler konusuna, İslam'da ibadetle ilgili olarak genel bir anlayış edinmiş olarak girmesini sağlamak istedik. Bu anlayış, onun meseleleri daha iyi kavramasını sağlayacak ve ibadetleri en güzel şekilde yerine getirmesine yardımcı olacaktır. [28]

[19] KehfSuresi: 110
[20] Ankcbut Suresi: 45
[21] Bakara Suresi: 183
[22] Zariyat Suresi: 56
[23] İsra Suresi: 1
[24] Furkan Suresi: 63
[25] Zariyat Suresi: 56
[26] Beyyİne Suresi: 5
[27] Bakara Suresi: 186
[28] Bu giriş kısmını hazırlarken bas vurduğumuz kaynaklardan bazıları: Dr. Muhammcd Ukle: İbadet ve Ceza, Üstad Muhammed el-Müberek: İslam Düzeni, Dr.Yusufel-Kar-davi: İslam'da İbadet, Şeyh AfifTabbara: İslam Dininin Ruhu.
Said Havva, El Esas Fi’s Sünne, Hadislerle İbadet Ansiklopedisi, Hikmet Neşriyat: 1/25-29.

Hadislerle İbadet Ansiklopedisi