+ Konuyu Cevapla
Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Beyini olumlu yönlendirme ve beyini olumlu yönetme

  1. #1
    إلهيعشق Hizmet Nimettir İlâhi âşk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Bulunduğu Yer
    Dünyanın incisi İstanbul'da...
    Mesajlar
    19,019
    Blog Başlıkları
    31
    Teşekkür
    14,463
    Teşekkür almış: 13,193 / 7,102 Konu

    Standart Beyini olumlu yönlendirme ve beyini olumlu yönetme

    Beyini olumlu yönlendirme ve beyini olumlu yönetme





    Beyin deyince şunu da ifade etmek istiyorum. Aslında birey olarak düşünün kendinizi, her hangi bir spor yapmak istiyorsunuz, örneğin atletizm ile ilgileniyorsunuz, ne yapacaksınız, atlet olmak için uzun maraton koşmak için? Akciğerlerinizi, akciğer kapasitenizi geliştireceksiniz, ayak kaslarınızı güçlendireceksiniz, bunun için maratondan önce egzersiz yapmanız çalışmanız gerekir.
    Ancak diyelim ki, bir başka spordan bahsedelim meselâ boks. Boks yapacak olan kişinin kol kaslarını güçlendirmesi gerekir. Onun için de boks maçından önce antrenmanlarda kol kaslarını güçlendirici egzersizler yapması gerekir.
    Analitik düşünme de aslında olayları doğru algılayabilmek, o maratonda başkalarının bizi yönlendirmek istediği, yönetmek istediği ortamda yönlendirilmemek için, yönetilmemek için, belki yönlendirmek toplumu belki yönetmek için, önceden egzersizli olmak gerekir.

    http://www.guzide.org/1.php?id=264





    Haydi! Ümmet-i Muhammedin birliğine Aşk ile Bismillah…



  2. #2
    إلهيعشق Hizmet Nimettir İlâhi âşk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Bulunduğu Yer
    Dünyanın incisi İstanbul'da...
    Mesajlar
    19,019
    Blog Başlıkları
    31
    Teşekkür
    14,463
    Teşekkür almış: 13,193 / 7,102 Konu

    Standart Düşüncede olumlu olmak

    Düşüncede olumlu olmak


    Hz. Mevlâna şöyle diyor:
    “Sen düşünceden ibaretsin kardeşim, geriye kalan et ve kemik gül düşünürsen, gülistan, diken düşünürsen dikenlik olursun.”
    Sâdi Şirâziye ait olduğu ifade edilen söz var: “İnsan bir damla kan, binlerce endişeden ibarettir demiş. Yani endişe diye ifade edilen şey binlerce düşünce, binlerce kurgu, binlerce senaryodan ibarettir.”
    Bizim düşünme fonksiyonunu yerine getirdiğimiz şey beyindir. Üç kısımdan oluşmaktadır bir sistem olarak. Alt beyin, üst beyin ve sinir sistemi, her tarafa yayılmış sinir uçlarıyla, gözümüzde, kulağımızda her tarafa yayılmış sinir sistemi. Yani beyin dediğimiz o başımızın da içinde taşıdığımız, kurbanların kafasından çıkana benzeyen o sarı şeyin, kıvrımlı kıvrımlı şeyin içinde bir alt kısım varmış, bir de buna bağlı uçları varmış. Diğer canlılardan ayıran fark, üst beynin gelişmiş olması.
    Yani düşünme dediğimiz şeyin, düşünme fonksiyonunu en çok gösteren şu üst kısmın gelişmiş olması. Onun gerçekleştiği yer, üst kısım.Yalnız alt kısmında fonksiyonları var beyinde. Alt kısım daha otomatik fonksiyonları düzenler. Beyinde alt kısım dediğimiz kısım nedir işte kalbimizin çalıştığını biz kontrol eder miyiz, etmeyiz. Şu anda böbreklerimiz çalışıyor farkında mıyız, farkında değiliz. Karaciğerimize şu anda kanlar giriyor, geliyor zehir var mı yok mu diye kontrol ediyor farkında mıyız, değiliz. Pek çok bizim farkında olmadığımız fonksiyonlar vardır bunları alt beyin kontrol eder.
    Üst beyin ise daha çok, entelektüel bilgi dediğimiz dışarıdan algıladığımız bilgileri işte okuyarak, okuduğumuz zaman aldığımız, insanlar ile konuşurken aldığımız, dinlerken, bir şeyin tadına varırken yani beş duyumuzla ve diğer yöntemler ile algıladığımız bilgilerin, depolandığı, kaydedildiği, değerlendirildiği ve davranışlarımızın kontrol edildiği bölge üst beyin. Demek ki o beyin diye o sarı organın içersinde kabaca birçok alt başlıklar var bizim sağlıkta şey yaptığımız ama kabaca iki bölümü var. Bir tanesi otomatik çalışır sistemi kontrol eder bir tanesi de bizim alacağımız bilgileri depolar ve kontrol eder.
    Pekiyi bu alt beyin, üst beyin demiştik. Üst beyin, alt beyini kontrol eder mi? Yani dışardan aldığımız bilgiler, konuşarak, gözümüzle, tat alma duyumuzla, kitap okuyarak vs aldığımız bilgiler otomatik olan şeyleri kontrol eder mi?
    Meselâ mutlu olmayı düşününce mutlu oluyoruz. Meselâ korktuğumuz zaman kızarırız, heyecanlandığımız zaman kızarırız, korktuğumuz zaman kalbimiz yerinden çıkacak gibi olur. Normalde kalbi çalıştıran alt beyin, ama bir şeyi görüp de korkma nedeniyle ne oluyor, alt beyini kontrol ediyor üst beyin, o dışardan aldığı bilgi ile aşağıyı kontrol ediyor ve onu etkili hale getiriyor. Demek ki, üst beyin dediğimiz bu entelektüel bilgi toplama işini yapan kısmı beynin otomatik çalışmayı düzenleyen kısmı da kontrol ediyormuş.
    Tabi buradan geleceğimiz nokta, eğer düşüncelerimizle düşünce dediğimiz üst beyinin fonksiyonunu olumsuz olarak kurgularsak, hep olumsuz yaklaşırsak, hep negatif yaklaşırsak beynimizi kendimize karşı olumsuz olarak çalışmaya programlamış oluyoruz. Burada böyle önemli bir şey var.
    Yani biz bir olaya yaklaşırken ona kötü, ona negatif, ona olumsuz yaklaşırsak o bizi olumsuz etkiliyor. Eğer bir konu ile ilgili stres yaşarsak, stres dediğimiz şeyi yaşarsak neyse o sizde hepiniz kendinize göre tarif edersiniz. Şimdi sorarsam bir yığın tarif çıkar. O stres bizim kalbimize zarar verir, böbreğimize zarar verir, karaciğerimize zarar verir ya kalp hastası olur, ya mide ülser olur değil mi. Ya da şeker hastası oluruz. İşte bu üst beynin alt beyni kontrol etmesidir. Onun için olumsuz düşünce üreten beyin aslında kendimize de zarar vermektedir.
    Burada bir örnek var, olumlu düşünmeyi teşvik etmek açısından. Bir futbolcu gidiyor topu dışarıya atıyor üç kez beş kez dışarıya atıyor sonra diyor ki kendisine, kendisini inandırmaya çalışıyor ben diyor topu dışarıya atmayacağım bundan sonra dışarıya atmayacağım diye şartlandırıyor kendisini çıkıyor maça, bir vuruyor yine dışarıya gidiyor. Neden? Dışarıya atmamaya kendisini şartlandırmış kaleye atmaya şartlandırmamış.
    Beyne emir veriyor yani beyni dışarıya odaklıyor. Dışarıya atmayacağım derken kendince kendisini gol atacağım, kaleye atacağım diye düşünüyor ama beyin bunu öğle algılamıyor işte olumsuz kelimeyi olumsuz algılıyor, olumsuz değerlendiriyor ve topu yine dışarıya attırıyor. Ama pozitif yaklaşsa olumlu yaklaşsa söylemesi gereken şey, “Ben topu kaleye atacağım” demesi gerekiyor.
    Yani bizim de yapacağımız şeylerde düşüncelerimizi kurgularken olaylara olumsuz açılardan bakmak yerine olumlu bakarsak beynimizin o üst kısmını olumlu tarafa yönlendirirsek başarma ihtimali, diğer vücudumuzun hareketlerini de kontrol altına alırken onları da olumlu yönde kontrol altına alma ihtimali yükselecek demektir. Onun için beynimizi olumsuz olarak düşünmeye yönlendirmememiz lazım olumlu düşünmeye yönlendirmemiz lazım.
    Olumlu düşünmede temel nokta, beyni olumluluk üzerine programlama, olumlu olan şeyin üzerine programlama. Yani başarısız olmamayı değil başarmayı düşünmek. Başarısız olmayacağım değil, başarısız kelimesini kullanmadan başaracağım demek gerekir. Yani hafıza kabiliyeti hafızayı güçlendirme açısından bakarsak mesela ben bunu unutmayacağım diye düşünürseniz, unutma ihtimaliniz çok yüksek. Ama hatırlayacağım derseniz, hatırlayacağım derken kendinize dolaylı olarak nasıl hatırlamanız gerektiğini de söylüyorsunuz. Diyorsunuz ki “ben bunu hatırlayacağım” hatırlama ifadesi sizin beyninize bir başka bilgiyi daha düşürüyor o da “nasıl hatırlayacağım?” Bu nedenle olumlu düşünmek gerekiyor.
    Aslında kendisini gerçekleştiren kehanet diye bir şey vardır halk arasında, olumsuz düşündüğü zaman bu olumsuz karşısına çıkar. Hani “şom ağızlı” derler halk arasında eğer şom ağızlı olursa söyleme bunu derler mesela hatta rüyalarla ilgili kötüyse anlatma denir, bir hadis de var zannedersem.
    Yani olumsuzu dillendirmemek, bu aslında geleneğimizde olan bir şeydir. Kendisini gerçekleştiren kehanet denen şey, olumsuzun gerçekleşmesidir.
    Bir araştırma yapılmış, rasgele öğretmenler seçilmiş, hiç ayırım yapılmadan. Bir sınıfa da rasgele seçilen öğrenciler konmuş. Diyelim ki, 25 kişilik bir öğrenci grubu oluşturulmuş bir sınıfta, öğretmenler de işte Türkçe, din bilgisi, fizik, fen, kimya öğretmenleri seçilmiş. Sonra öğrencilere denmiş ki, siz denmiş bu okulun en seçkin öğrencilerisiniz, seçilmiş öğrencilerisiniz. En başarılı öğrencilerisiniz denmiş öğrencilere. Hocalara da denmiş ki, siz bu okulun en başarılı öğretmenlerisiniz sizi seçtik bu sınıfa derse gönderdik, bu sınıftaki öğrenciler de en başarılı öğrenciler. Sonra eğitim yılı sonunda onlar okulun en başarılı sınıfı, en başarılı öğretmenleri olmuşlar rasgele seçildikleri halde.
    Buna benzer pek çok araştırma yapılmış ve yayınlanmış. Yani rasgele seçiliyorlar ama kendine başarılı oldukları, seçkin oldukları söylendiği zaman, o gerçekleşiyor. Kendilerini öğle motive ediyorlar belki. Beyinlerinde o üst kısım dediğimiz üst bölgedeki sistem kendilerini böyle algılıyor.
    Yani insanların ortaya çıkaracakları eserler, başarı genellikle kendilerinden bekledikleriyle, diğer insanların kendilerinden bekledikleriyle doğru orantılı. Bu bir noktada kendilerini motive etmesi ve kehanetin gerçekleşmesi diyebileceğimiz bir şeydir.
    Tabi burada hafıza önemlidir, hafızanın kapasitesi önemlidir. Beynimizin fonksiyon açısından yapılan araştırmalara göre beynimizin %1’ni ancak kullanabiliyormuşuz. %1-%2, %3’ü geçen ben rastlamadım, üçten sonrası dahiler vs ler gibi sınıflandırılıyor. Ama genellikle %1- 2’si normal sıradan insanlar kullanıyor. Eğitimle ilgilenen, kitap okuyan, düşünen insanlar %2, 3, 4 civarında, işte dahiler de %4, 5 üzeri diye araştırmalarda tespit edilmiş.
    Yani biz %1’ni kullanabiliyoruz beynimizin fonksiyon olarak. Bunun anlamı nedir çok önemli bir kısmını kullanmıyoruz demektir. Allah’ın bize verdiği bir kapasite var %99’nu kullanmıyoruz ve bu kapasite bizi diğer canlılardan ayıran özellik. Hani nimetin büyüklüğüne bakın diğer canlılardan ayıran özellik kapasite, bu kapasitenin de %99’nu biz kullanmıyoruz. Neden bu kadar azı kullanılıyor? Aslında insan bu potansiyeli kullanabilme yeteneğine sahip yani Allah bunu sınırlamış, etrafını çevirmiş, kullanılamaz diye kuşatmış değil. Mesela diğer organlarımız böyle değil, kalbimizin bir kapasitesi vardır ne kadar çok çalıştırırsak çalıştıralım kalbimizi işte spor yapanların ki şöyle kendisinin eline göredir, sporcuların kalbi biraz daha büyük ama belli bir kapasiteyi geçmez. Akciğerimizin bir kapasitesi vardır, karaciğerimizin kapasitesi vardır, kaslarımızın kapasitesi vardır diğer organlarımızın kapasitesi vardır ama beynimizin kapasitesi sınırsızdır, sınırsız kabul edilir.
    Bu beyin potansiyeli o zaman nasıl kullanılabilir, ne yapılmalıdır. İşte bizim konuşacağımız konunun belki ana fikri budur. Bir kitapta büyük hadis âlimi İmâm-ı Buharî’nin 300.000 hadisi şerifi haber zinciri ile birlikte yani rivayet eden şahısları ile birlikte yani falan oğlu falanın da ondan falanın diye haber zinciriyle beraber yaklaşık olarak 21 milyon kelimeyi ezberlediği, ezberinde tuttuğu ifade edilir. 3000 hadis, 21 milyon kelime. (A. Zeki Şengil/ KAD semineri05. 05.2007-eskişehir)

    http://www.guzide.org/1.php?id=265



    Haydi! Ümmet-i Muhammedin birliğine Aşk ile Bismillah…



  3. #3
    Elit Üye salihamidzic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    16.02.2009
    Bulunduğu Yer
    Berlin Almanya
    Mesajlar
    2,887
    Teşekkür
    162
    Teşekkür almış: 369 / 321 Konu

    Standart

    Kardesım cok guzel yazılar bunlar kardesım

    allah razı olsun

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Aktive Benutzer

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. Olumlu Düşünmenin Gücü
    Konuyu Açan: İlâhi âşk, Forum: Kişisel Gelişim.
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 15.12.2009, 12:36
  2. Olumlu Düşünmenin Gücü
    Konuyu Açan: İlâhi âşk, Forum: Kitap Özetleri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 13.07.2008, 01:23
  3. Dualarla Yönlendirme…
    Konuyu Açan: İlâhi âşk, Forum: Çocuklarımızın Eğitimi.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27.05.2008, 17:40
  4. Ey ölümlü zalim nefsim!-
    Konuyu Açan: resule_hasret, Forum: Tefekkür.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06.01.2008, 00:56
  5. İslamî Şahsiyet, Her Türlü Durumda Olumlu Ve Yapıc
    Konuyu Açan: İlâhi âşk, Forum: Makale/Edebiyat.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.10.2007, 08:10

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.