+ Konuyu Cevapla
Toplam 10 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Yedi hadis imamı

  1. #1
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart Yedi hadis imamı

    YEDİ HADİS İMAMININ KISA BİYOGRAFİSİ


    1. Bühârî: Ebû Abdullah Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm ibnü'1-Mu-ğîre b. Berdizbeh (belde yönünden), el-Buhârî (ki bu nispet, Buhara şehrine'dir), el-Cu'fî (ki bu, azadhk nispetidir), ezberleme zirvesi, alimlerin imamı. H. 194/809 yılında doğdu, H. 256/870 yılında ise öldü.

    2. Müslim: Ebu'I-Hüseyin Müslim ibnü'l-Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî (kabilesine nispet yönünden) en-Nîsâbûrî (şehir yönünden). H. 204/819 yılında doğdu, H. 261/875 yılında öldü.

    3. Ebû Dâvud: Süleyman ibnü'l-Eş'as b. İshâk b. Beşîr b. Şeddâd el-Ezdî (Yemen'deki bir kabileye nispet yönünden) es-Sicistânî (şehir yönün*den). H. 202/817 yılında doğdu, H. 275/888 yılında Basra'da öldü.

    4. Tirmizî: Ebû îsâ Muhammed b. îsâ b. Sevre b. Mûsâ ibnu'd-Dah-hâk es-Sülemî (Benû Süleym kabilesine nispet yönünden) et-Tirmizî (belde' yönünden). H. 209/824 yılında doğdu, H. 279/892 yılında öldü.

    5. Nesâî: Ebu Abdurrahman Ahmed b. Şuayb b. Alî b. Sinan b. Bahr en-Nesâî (Horasan şehirlerinden Nesâyâ nispet yönünden). H. 225/839 yılında doğdu, H. 303/915 yılında öldü.

    6. İbn Mâce: Ebû Abdullah Muhammed b. Yezîd er-Rebe'î (ki bu, azadlıları olduğu Rebîa'ya nispettir), el-Kazvînî (Irak'ta meşhur bir şehir olan Kazvîn'e nispet yönünden). İbn Mâce el-Kazvînî adıyla meşhur oldu. H. 209/824 yılında doğdu, H. 273/886 yılında öldü.

    7. İmam Ahmed B. Hanbel Eş-Şeybânî: Ehl-i Sünnet ve'l-ce-maâtin imamı. H. 164/780 yılında doğdu, H. 241/855 yılında öldü. [97]



    Rahman ve Rahîm Allah'ın Adıyla


    "Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz! Senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz Alîm (her şeyi bilen) ve hakîm (hüküm ve hikmet sahibi) olan ancak Sensin.[98]




    [97] Bu hadis imamlarının biyografileri için Hafız Zehebî'nİn "Siyerü A'lâmi'n-nübelâ" ile Hafız Mizzî'nin "Tehzîbü'I-kemâl" adlı eserine bakabilirsiniz.

    [98] bakara: 2/32
    Konu leyla_mecnun tarafından (06.09.2008 Saat 14:41 ) değiştirilmiştir.




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  2. #2
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart








    Imam BUHÂRÎ


    (194-256/810-869)

    Hadis bilginlerinin ileri gelenlerinden biri
    Ebû Abdullah Muhammed b. Ismâil b. Ibrâhim b. el-Mugîre b. Berdizbeh el-Cûfî el-Buhârî.
    Mugire b. Berdizbeh, Buhara Valisi Yemân el-Cûfi'nin araciligiyla müslüman olmustur. Bu nedenle Cûfi'ye nisbet edilmistir. Buhârî'nin babasi ve dedesi hakkinda pek bilgimiz yoktur.
    Muhammed el-Buhârî, 13 sevvâl 194 h./21 Temmuz 810 tarihinde Cuma günü Buhara'da dogmustur. Bundan dolayi da Buhârî nisbetiyle anilmasina sebep olmustur. Buhârî, henüz bebek iken babasi vefat etmis, kardesi Ahmed'le birlikte yetim kalmistir. Annesinin terbiyesi altinda büyümüs, küçük yasta Kur'an'i ezberlemis ve Arapça ögrenmistir. Babasindan kalan servet onun hiç kimseye muhtaç olmadan ilim ögrenmesinde yararli oldu. On bir yasinda hadis ögrenmeye basladi. Onalti yasinda annesi ve kardesi Ahmed'le birlikte hacca gitti. Annesi ve kardesi Buhârâ'ya dönerken, kendisi ilim ögrenmek istegiyle Mekke'de kaldi. (210 h./825).
    Onsekiz yasinda "Kitâbu Kadâya's-Sahabe ve't-Tâbiin" ile "et-Târîhü'l-Kebîr" adli eserlerini yazdi. ilim ögrenmek için sam'a, Misir'a, Basra'ya, Bagdat'a gitti. Bu amaçla alti yil Hicâz'da kaldi. Buhârî, hadis ögrenmek ve nakletmekle kalmadi. siirle de ilgilendi. Ancak fazla siir yazmadi. Savas sporlarina ilgi duydu, ata bindi, ok atti.
    Akranlari Buhârî'den övgüyle bahsederler. Onu övenler arasinda büyük muhaddis imam Müslim'de vardir. Buna ragmen, Buhârî'nin üstünlügünü çekemeyenler fitne çikarmaktan geri kalmadilar. Buhârî'nin "Kur'an mahluktur" düsüncesini savundugunu yaydilar. Bu dedikodulardan rahatsiz olan Buhârî, memleketi Buhâra'ya gitti. Burada da rahat edemedi. Buhârâ emiri ile arasi açildi. Buhara Emiri Halid Ibn Ahmed, çocuklarina Câmiu's-Sahîh'i ve et-Tarih'i okutmasi için Buharî'yi konagina çagirir fakat Buharî, bu teklifi kabul etmez. ilim meclIslerinin herkese açik oldugunu,isteyenin gelerek yararlanabilecegini, ilmi valinin konaginin duvarlari arasina hapsedemeyecegini bildirir. Bu olay üzerine Ahmed Ibn Hâlid, onu Buhara'dan sürer. Buhârî, Buhara'dan ayrildiktan sonra Semerkand'a gider. Hartenk köyünde bulunan akrabalarinin arasina yerlesir. Semerkand'lilar, Buhârî'den yararlanmak isterler. Bir heyet gönderip Semerkand'a gelmesi ricasinda bulunurlar. Buhârî, Semerkand'a gitmek için hazirlik yapmaya baslar ancak bu arada hastalanir ve Ramazan Bayrami gecesi vefat eder (30 Ramazan 256 h./31 Agustos 869). Cenazesi, bayram günü ögleden sonra kilinarak Hartenk'e defnedilir.
    Imam Buhârî keskin bir zekâ ve ezberleme yetenegine sahipti. Herhangi bir seyi ezberlemesi için ona bir defa bakmasi veya onu bir defa dinlemesi yeterliydi. Bagdatlilarin ve Semerkandlilar'in O'nun zekâ seviyesini denemek için sorduklari sorular bunu göstermesi bakimindan önemlidir. Gezileri sirasinda dinlediklerini yazmamasi ve kendisine takilanlara, dinledigi bütün hadIsleri ezberden okumasi da dikkat çekicidir. O ayni zamanda çok hadis ezberlemekle de söhret bulmustu.
    Ince yapiti uzun boylu idi. ihtiyarliginda çok halim selim görünüslü olmustu. Sert yaratilIsli degildi. Yumusak huyluydu. ilim konusunda çok dikkatli idi. Dayanaksiz konusmak istemezdi. Baskalari hakkinda gayet yumusak bir dil kullanirdi. Derdi ki, "Hiçbir kimseyi giybet etmemis olarak Allah (c.c)'a kavusmayi arzu ediyorum." Rical bilgisi herkesten çok olmasina ragmen cerh ettigi (zayifligini ortaya koydugu) raviler hakkinda bile asagilayici tabirler kullanmazdi. Yalanciligi bilinen birisi için "fîhi nazar (bunda ihtilaf vardir)", "seketû anhu (sikaligi konusunda âlimler sustular)" derdi. O'nun bir adam hakkinda en agir sözü "münkerü'l-hadis (hadisi alinmaz)" terimidir.
    Kütübü sitte müelliflerinden en-Nesâî, Buhârî'yi bizzat görüstügü seyhler arasinda saydiktan sonra söyle demistir: "O, sika, inanilir, akilli bir muhaddistir. Islâm tarihinde ilk defa sahih kitap yazan odur." Bazi âlimler onun için söyle derler: "Buhârî, Allah (c.c)'nun yeryüzünde yürüyen ayetlerindendir." Necm b. el-Fazl diyor ki: "Rüyamda Rasûlullah (s.a.s.) efendimizi gördüm. Bir köyden çikmis gidiyordu ve arkasindan imam-i Buhârî de onu takip etmekteydi. O bir adim atinca Buhârî de bir adim atiyor ve ayagini Rasûlullah (s.a.s.)'in ayagini bastigi yere basiyordu. Kitabini da her bakimdan ona nisbet ediyordu."
    Buhârî ilmiyle amel eden bir insandi. Islâmî sinirlara uymada asiri derecede titizdi. Helâl ve haram konusunda duyarli idi. Hadis ilmine hizmet, bu yolla Allah (c.c.)'in rizasini, Rasûlullah (s.a.s.)'in sefaatini kazanmaktan öte bir amaç tasimiyordu. Babasindan kalan mirasi bile bu yolda harcamisti. Cömertligiyle söhret bulmustu, yardim ettiklerine Allah rizasi için elini uzatiyordu. Çok Kur'an okur, çok nafile namaz kilardi. Rivayete göre her üç günde bir Kur'an'i Kerîm'i hatmederdi. Gecenin bir kismini uykuyla geçirirdi. Sürekli geceleri uykusundan kalkip, kandilini yakar, hadis tahric ederdi. Yahut yazdiklarina isaretler koyar, üzerinde düsünürdü. Seherden önce uyanir, gece namazi kilar; sonra Kur'an'in üçte birini okurdu. Ramazanda ise terâvihten sonra Kur'an'in üçte birini okumaya devam ederdi.
    Buhârî'nin kendi ifadesine göre hadis aldigi hocalarinin sayisi binden fazladir. Hadis yazdigi seyhlerine ait senetleri de bildigini, senedi zayif rivayetlere itibar etmedigini belirtir. Hocalarinin baslicalari sunlardir:
    • Ahmed b. Hanbel
    • Ali b. el-Medinî
    • Yahya b. Maîn
    • Ismail b. idris el-Medînî
    • Ishak b. Rahuyeh.
    Bunlarin disinda su isimleri de görüyoruz;
    • Mekkî b. ibrahim el-Belhî
    • Muhammed b. Selam el-Bikendi
    • Ibrahim b. el-Es'as
    • Ali b. el-Hasan b. Sekîk
    • Yahya b. Yahya
    • Ibrahim b. Musa el-Hafiz
    • Süreyc b. en-Numan
    • Ebu Asim en-Nebil es-Seybânî
    • Muhammed b. Abdullah el-Ensârî
    • Abdullah b. Zübeyr el-Hamidî
    • El Mekrî, Abdülaziz el-Üveysî.
    Ögrencileri arasinda da en meshurlari sunlardir;
    • Ebu isa et-Tirmîzî
    • Muhammed b. Nasru'l Mervezî
    • Ibni Ebi Dâvud
    • Müslim b. Haccac ve en-Nesâi.
    Câmiu's-Sahîh; Islâm'in ilk dönemlerinde hadIslerin Kur'an'la karismasi söz konusu oldugundan hadIslerin yazilmasi yasakti. Sonralari Kur'an-i Kerîm, kitap haline getirilip, çogaltildi oria bir seyin karismasi engellendi. Sahabe nesli bütünüyle vefat etmis, Islâm ülkeleri genIslemis, degisik düsünceler ortaya çikmisti. Bu tür nedenlerle hadIslerin toplanmasinin yararli olacagina inanildi ve hadIslerin tedvinine baslandi.
    HadIslerin toplanmasina Tabiun döneminde baslanmistir. imam Mâlik* (179 h./195) Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hadIslerine Sahabe ve Tabiun kavillerini ekleyerek Muvatta'yi tasnif etmistir. imam Mâlik'ten sonra da hadis konusunda çalismalar yapildi. Buhârî'nin Câmiu's-Sahîhi meydana getirmesi iki sebebe dayanmaktadir. Bunlarin birincisi, hocasinin kendisinden böyle bir istekte bulunmasi, ikincisi de kendisinin görmüs oldugu bir rüyadir.
    Buhârî, sahih adiyla anilan ve içerisine sadece kendince sahih oldugu sabit olan hadIsleri koydugu kitabini yazmakla hükümlerin kaynaklarini bulmada önemli bir hizmeti yerine getirmistir. imam Buhârî ayrica bu eserle kendisinden önce yasamis mezhep imamlarinin dayandigi temellerin saglam oldugunu, hiç birinin kisisel görüsle fetva vermedigini ortaya koydu. Ondan sonra gelen muhaddIsler, hadis çalismalarinin sinirlarini az çok belirlemis oldular. ilim adamlari Buhârî'nin eserine büyük önem verdiler. Özellikle sahih hadis konusunda onun eserinin ortaya koydugu gerçekleri ve sartlari kabul ettiler, örnek aldilar. O, hadiste odak ve hareket noktasi olarak degerlendirildi.
    Buhârî, bu eseri meydana getirirken çok titiz davrandi. Eserine aldigi hadIsleri, alti yüz bin hadisin içinden seçti. Sahih hadIslerin disinda kalan diger hadIsleri eserine almadi. Eserin kabarmasini önlemek için sahih hadIslerin bile bir kismini almamistir. Câmiu's-Sahih'te yer alan hadIslerin sayisi yedibinikiyüzyetmisbestir. Bazi hadIsler degisik kitaplarda geçmektedir. Mükerrerler çikarildiktan sonra geriye kalan hadis sayisi dört bin'dir.
    Câmiu's-Sahih'te hadIsler konularina göre kitaplara, her kitap da kendi arasinda bâblara ayrilmistir. Eserde, üzerinde ihtilaf edilmeyen hadIslere yer verilmis, râvilerin güvenilir olmasi hususunda titiz davranilmistir. Râviler birbirine baglanarak ilk kaynaga kadar götürülmüstür. HadIsleri bazi titiz ölçülere vurduktan sonra sahih kabul edip, uymayanlari reddetme çigirini açan Buhârî olmustur. O'ndan sonra gelen âlimler bu yoldan giderek sahih hadIsleri zayif ve uydurma olanlarindan ayirmaya devam etmIslerdir. Sahih hadis kitabi yazanlar çok olmakla beraber Buhârî kadar titizligi ileri götüren olmamistir. Hadis kabulünde kendine has çok dar bir yolda tek olmasi onun Islâm ümmeti arasinda müstesnâ bir söhret ve güven kazanmasina sebep olmustur.
    Sahih'in nerede telif edildigi hususunda degisik görüsler vardir. Buhârî, hadis almak için gittigi her yerde eserini telife çalismistir. Hayati seyahatlerle ve ilim yolunda geçen bir insanin onalti yillik çalismasinin mahsulü olan bu eserin telifini bir yere baglamak mümkün degildir.
    Câmiu's-Sahih'te yer alan kitap (bölüm) sayisi doksanyedi, bâblarin sayisi üçbindört yüzelli kadardir. Üç râvili hadIslerin sayisi da yirmi ikidir. Degisik senetle gelen hadIsler Sahih'te yer almaktadir. Ancak ayni senet ve ayni metinle birden fazla yerde zikredilen hadIslerin sayisi yirmi üç kadardir. Kur'an'dan sonra ana kaynak olan Buhârî'nin Sahih'i ile Müslim'in eserine Sahih adi verilmektedir. ikisine birden "Sahihayn " denilir. Diger dört hadis kitabina da "Sünen ", alti hadis kitabinin tümüne birden "Kütübü Sitte" denilmektedir.
    Buhârî'nin bu eserine ait bir çok serh yazilmis ve üzerinde çalismalar yapilmistir. En meshur serhleri, Aynî'nin Umdetu'l-Kari, Askalani'nin Fethu'l-Barî ve Kirmâni'nin Kevâkibü'd-Derârî, adli eserleridir.
    Câmiu's-Sahih disinda, su eserleri vardir:
    • Tarihu'l Kebir: Hadis ricaline ait önemli bir eserdir. Sahasinda ilk yazilanlardandir. Buhârî bunu henüz onsekiz yasinda iken Rasûlullah (s.a.s.)'in kabri basinda mehtapli gecelerde yazmistir. Haydarabad'ta 1941-1954 tarihlerinde dört cilt,1959-1963 tarihlerinde üç cilt halinde basilmistir.
    • Târihu'l-Evsât: Tarihu'l Kebir'in kisaltilmisidir. Bazi yazma nüshalari mevcuttur. Ibni Hacer Tehzibû't-Tehzib isimli eserinde bundan nakiller yapmistir.
    • Tarihu's-Sagîr: Tarihu'l Kebir'in bir özetidir. 1325 yilinda Zuafâü's-Sagîr ile birlikte Hindistan'da basilmistir. Kitâbu Zuafâü's-Sagîr: Zayif ravilerin hallerinden bahseder. Hindistan'da 1323 ve 1326 tarihlerinde basilmistir.
    • Et-Tarihu fi Ma'rifeti Ruvati'l-Hadîs ve Nükâti'l Âsâr ve's Sünen ve Temyizü Sikatihim min Züafâihim ve Târihu Vefâtihim: Küçük bir risâledir.
    • Eet-Tevârîhu'l Ensâb: Bazi sahIslarin özel hallerinden bahseder.
    • Kitâbu'l Künâ: Râvîlerin künyelerinden bahseden bir eserdir. Haydarabad'ta 1360 yilinda basilmistir.
    • Edebü'l-Müfred: Ahlâk hadIslerini toplayan bir eserdir. istanbul'da 1306, Kahire'de 1346, Hindistan'da 1304 yillarinda basilmistir.
    • Refu'l-Yedeyn fi's-Salati: Namazda el kaldirmakla ilgili bir risâledir. Kalküta'da 1257, Delhi'de 1299 yillarinda yayinlanmistir.
    • Kitâbu'l-Kiraati Halfe'l-imam: Namazda imamin arkasinda okuma hakkinda yazilmis bir risâledir.
    • Hayrü'l Kelâm fi Kiraati Halfi'l Imam adiyla Orduca çevirisi ile beraber 1299'da Delhi'de, ayrica 1320'de Kahire'de basilmistir.
    • Halku'l-Ef'ali'l-ibâd ve'r-Redd Ale'l Cehmiyye: Cehmiyye mezhebinin görüslerini reddeden bir kitaptir. 1306'da Delhi'de basilmistir.
    • El-Akîde yahut et-Tevhîd: Akaid konusunda yazilmis bir eserdir.
    • Abarü's Sifat: HadIsle ilgili bir eserdir ve bazi kütüphanelerde yazma nüshalari mevcuttur.
    . Bunlardan baska kimi kaynaklarda Buhârî'ye ait oldugu zikredilen su kitaplarin ismini de görmek mümkün:
    • Birri'l Valideyn
    • El-Camiu'l Kebir
    • Et-Tefsirü'l Kebir
    • Kitabü'l Hibe
    • Kitabü'l Esribe
    • Kitabu'l Mebsut
    • Kitabü'l ilel
    • Kitabü'l-Fevâid
    • Esamü's Sahâbe
    • Kitabu'd-Duâfa
    • El-Müsnedü'l-Kebir
    • Sülâsiyyât.


    Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  3. #3
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart

    İmam-ı Müslim Hadis âlimlerinin en üstünlerinden olup, Kütüb-i Sitte adıyla bilinen meşhur altı hadis kitabından ikincisinin yani Sahih-i Müslim’in müellifidir. İsmi, Müslim bin Haccâc bin Müslim el-Kuşeyri en-Nişaburi, künyesi Ebul-Hüseyin’dir. 821 (H.206) senesinde Nişabur’da doğdu. 875 (H.261) tarihinde burada vefat etti. Nişabur’un bir mahallesi olan Nasrâbad’da defnedildi. Büyük hadis imamlarından olup, Arapların Beni Kuşeyr kabilesine mensuptur.

    İmam-ı Müslim, zamanının büyük hadis âlimlerinden hadis-i şerif dinlemek ve öğrenmek için, Hicâz, Irak, Şam ve Mısır’ı dolaştı. Yahyâ bin Yahyâ en-Nişaburi, Ahmed bin Hanbel, Kuteybe bin Sa’id, Ebu Bekr bin Ebi Şeybe, Osman bin Ebi Şeybe, imam-ı Şafii hazretlerinin talebelerinden Harmele bin Yahyâ gibi büyük âlimlerden hadis-i şerif dinleyip, rivayette bulundu. Ondan da; Ebu İsâ et-Tirmizi, Yahya bin Said, Muhammed bin Mahled, Mekki bin Abdan ve daha başka âlimler, hadis-i şerif bildirmişlerdir. Bağdat’a birkaç defa gelen imam-ı Müslim hazretlerinden Bağdat âlimleri de hadis-i şerif dinleyip rivayette bulunmuşlardır. En son 872 senesinde Bağdat’a gelmiştir.

    İmam-ı Buhari ile Nişabur’da görüşmüş, onun ilim meclisine devam etmiştir. İmam-ı Müslim, imam-ı Buhari ile bir hadis-i şerifin müzakeresini yaparken; İmam-ı Buhari, hadis-i şerifin senedinde, onun bilmediği bir illeti gösterince, imam-ı Müslim ayağa kalkarak Buhari’nin alnından öpmüş ve methte bulunmuştur. İmam-ı Buhari hazretleri için;
    “Sana buğzedenler, ancak hasedinden buğzeder. Dünyada bir benzerin olmadığına şehadet ederim” demiştir.

    Hadis-i şerif öğrenmek ve öğretmek için pek çok seyahat yapan İmam-ı Müslim hazretleri, ömrünün son yıllarını Nişabur’da geçirmiş, orada hadis-i şerif dersi vermiş ve ticaretle meşgul olmuştur.

    Eserleri
    1) Sahih-i Müslim:
    Kütüb-i Sitte’nin ikincisi olup, Buhari’nin Sahih’inden sonra gelir. Hadis ilminde Müslim (M) harfi ile gösterilir.

    İmam-ı Müslim’in bu eseri üzerine çok şerhler yazılmıştır. Abdül Gafur ibni İsmâil el-Fârisi’nin yaptığı El-Mefhum fi Şerhi Garibi Müslim adlı şerhi, Ebul-Kâsım İsmâil bin Muhammed’in Şerhu Müslim adıyla yaptığı şerh ve Muhyiddin Ebu Zekeriyya Yahya en-Nevevi’nin El-Minhâc fi Şerhi Sahih-i Müslim adıyla yaptığı şerh gibi daha birçok şerhi vardır.

    2) El-Müsned-ül-Kebir
    3) El-Câmi’ Ale’l-Ebvâb
    4) El-Esmâ ve’l-Kunâ
    5) El-Efrâd vel-Vuhdân
    6) Tesmiyetü Şuyuhu Mâlik ve Süfyân ve Şu’be
    7) Kitab ül-Muhadramin
    8) Kitabu Evlâd-is-Sahabe
    9) Evhâm-ül-Muhaddirin
    10) Et-Tabakât
    11) Efrâd-üş-Şâmiyin
    12) Et-Temyiz
    13) El-İlel




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  4. #4
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart

    Ebu DAvud


    Kütüb-i Sitte denilen Ünlü altı hadis-i şerif kitabından biri olan Sünen-i Ebu Davud’un sahibi. İsmi, Süleyman bin Eş’as bin İshak bin Beşir’dir. Ebu Davud künyesiyle Ünlü olup, Sicistani nisbesiyle bilinir. 817 (H.202)’de Sicistan’da doğdu. 889 (H.275)’de Basra’da vefat etti.

    Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Ebu Davud Sicistani; Horasan, Şam, Irak, Hicaz, Mısır gibi ilim merkezlerine giderek zamanının tanınmış alimlerinden ilim tahsil etti ve hadis-i şerif dinledi. Tefsir ve Hanbeli fıkhını da tahsil edip, yüksek ilmi dereceye ulaştı. Hadis-i şerif öğrenmek için uzun yolculuklar yaptı. Müslim bin İbrahim, Süleyman bin Harb, Ebu Ma’mer el-Mak’ad, Yahya bin Main, Ahmed bin Hanbel gibi büyük alimlerden rivayetlerde bulundu. Hadis ilminde sika (güvenilir) bir alim olan ve ilmi derece bakımından İmam-ı Buhari ve İmam-ı Müslim’den sonra gelen Ebu Davud Sicistani’den, Bağdat’ta bulunduğu sırada, oğlu Abdullah, Ebu Abdurrahman en-Nesai, Ahmed bin Muhammed bin Harun ve başka alimler rivayette bulundular. Beş yüz bin hadis-i şerif yazan Ebu Davud Sicistani, bunlardan seçtiği 4800 hadis-i şerifi ihtiva eden Ünlü Sünen kitabını telif etti. Özellikle fıkhi konularla ilgili hadis-i şerifleri topladığı ve bu hususta pek kıymetli bir kaynak olan bu kitabını İmam-ı Ahmed bin Hanbel’e arz edip, onun takdirine kavuştu.

    Mu’cem kitaplarında ve hadis-i şerif fihristlerinde D (dal) harfiyle ifade edilen Sünen-i Ebu Davud’a daha sonraki zamanlarda birçok şerhler yazılmıştır. Bu şerhlerden; Azimabadi’nin yazdığı Avn-ül Ma’bud, Hattabi tarafından yazılan Mealim-üs-Sünen, İmam-ı Süyuti tarafından yazılan Mirkad-üs-Süud ila Sünen-i Ebi Davud adlı eserler zikredilebilir. Son zamanlarda yazılan El-Menhel-ül-Azb-ül-Mevrud adlı şerh yarım kalmış, daha sonra üzerine tekmile yazılarak basılmıştır.

    Ebu Davud, beş yüz bin hadis-i şerif içinden seçtiği 4800 hadis-i şeriften şu dördünün insanlar için çok önemli olduğunu bildirmiştir.

    Ameller niyetlere göredir.

    İnsanların kendisine faydası olmayan şeyleri terk etmesi müslümanlığın güzelliğindendir.

    Bir mümin kendisi için istediği ve sevdiği bir şeyi, (din) kardeşi için de istemedikçe imanı kamil olmaz.

    Helal meydanda, haram da meydandadır. Bunların arasında şüpheli şeyler vardır. Harama düşmemek için bu şüphelilerden sakınmak lazımdır.

    Ebu Davud Sicistani, ilmiyle amel eden güzel ahlak sahibi bir kimseydi. Büyük bir Hadis alimi olduğu için, Resulullah efendimizin ahlakı ile ahlaklanmaya çok çalışırdı.

    Eserleri: Ebu Davud Sicistani’nin Sünen-i Ebu Davud adlı eserinden başka, Kitab-ı Merasil ile Delail-ün-Nübüvve adlı eserleri de vardır.

    Kaynak: Rehber Ansiklopedisi




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  5. #5
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart

    İmam Tirmizi


    Islâm dünyasinin sekiz büyük hadis bilgininden birisi. Tam adi, Ebu Isa Muhammed bin Isa bin Sevre bin Musa bir Dahhak el-Tirmizî'dir. Kütüb-i sitte olarak anilan en güvenilir alti hadis derlemesinden birinin sahibidir. Dördüncü Müslüman kusak (etbau etbau't-tabiin), içinde yer alir. Hadis ilminde en yüksek dereceye ulasanlara özgü olan "Hafiz" ünvanina sahip ender kisilerdendir.

    Tirmizî'nin dogum yeri ve yili konusunda farkli rivayetler vardir. Buna göre Tirmizî ya da Mekke'de 200 (815), 206 (821) veya 209 (824) yilinda dogdu; Tirmizî'de 270 (883), 275 (888) ya da büyük ihtimalle 279 (892) yilinda öldü.

    Kor olarak dogan ya da sonradan gözlerini yitiren Tirmizî, ilk ögreniminden sonra çalismalarini hadis ilmi üzerinde yogunlastirdi. Hadis derlemek amaciyla Horasan, Irak ve Hicaz'da geziler yapti. Basta Buharî, Müslim ve Ebû Dâvud olmak üzere birçok bilginden hadis aldi. Kendisinden de Heysem bin Kulab el-Sasî, Mekhul bin el-Fald, Muhammed bin Mahbub el-Mahbubî el-Mervezi gibi bilginler hadis rivayet ettiler.

    Tirmizî Kitabu'l-Ilel, Kitabu's-Semail, Kitabu Esmai's-Sahabe, Kitabu'l-Esma ve'l-Küna gibi eserler birakmissa da büyük ününü es-Sünen de denilen el-Camiu's-Sahih adli eseriyle kazandi. Tirmizî, câmi' türündeki bu eserde yalniz hadisleri derlemekle kalmamis, her hadisten sonra "Ebu isa der ki" diyerek hadise iliskin düsüncelerini açiklamis, degerlendirmeler yapmistir. Hadisleri Islam hukukunun konularina uygun bir düzen içinde siniflamasi ve tekrarlardan sakinmasi, eserine yararlanma kolayligi kazandirir. Hadis bilginlerine göre es-Sünen'in diger hadis derlemelerine üstünlük saglayan baslica özellikleri sunlardir: Hadislerin güvenilirlik derecelerini belirtmesi, tasidigi zaaflara dikkat çekmesi, ravilere iliskin bilgi vermesi, hukukçularin hadislerden çikardigi sonuçlara deginmesi ve mezheplerin görüslerine yer vermesi.

    Tirmizi eseri hakkinda söyle der: "Ben bu Cami-i Kebir'i yazip bitirince, onu ilkin Hicaz alimlerine gösterdim. Hepsi de begendiler. Daha sonra alip Irak alimlerine götürdüm. Onlar da agiz birligiyle eseri övdüler. Nihayet Horasan diyari alimlerine takdim ettim. Onlar da memnun oldular, bilahare eseri ilim alemine sundum. Bu eser kimin evinde bulunursa, orada konusan bir Peygamber vardir" (Abdulaziz bin Sah Veliyyullah Dehlevi, Büstanu'l-Muhaddisin, çev. Ali Osman Koçkuzu, Ankara 1986, 197).

    Endülüs bilginlerinden birisi, Tirmizî'nin eserinin özelliklerini ve degerini, yazdigi bir siirle söyle anlatir:

    "Tirmizî'nin kitabi bir ilim bahçesidir. Çiçekleri adeta gökteki yildizlarin parlakligini aksettiriyor. O eser sayesinde hadisler vuzuha kavusur. Güzel lafizlara meydana konulmus, adeta resim gibi yerli yerince tanzim edilmistir. "

    "Hadislerin en yüksek nevi sahihlerdir. Onlar nurlu yildizlar halinde, her yani aydinlatirlar. Hadislerin sahihini hasenleri takip eder. Sonra garibler gelir. Hadislerin sahihi sakiminden ayrilmistir. Tirmizî onlari tek, tek isaretleriyle ilim erbabina açiklamistir. Bu hadisleri, sahih eserler halinde siraya dizmis, onlari ciddi akil sahipleri de begenip seçmislerdir. Onu begenenler; fakihlerin ve bilginlerin en önde gelenleri fazilet erbabinin, dogru yola gidenlerin en üstünleridir."

    "Tirmizî'nin kitabi böylece enfes bir eser; ilim erbabinin takdir ettigi, okuyup konustugu bir çalisma olmustur. Onlar, ruhlarina en yüksek faydayi bahseden en kiymetli bilgileri, Tirmizî'nin kitabindan iltibas etmislerdir"

    "Ondan, biz de hadisler yazdik; eseri biz de rivayet ettik. Bu isi, cennet irmaginin suyundan kana kana içmek niyetiyle gerçeklestirdik"

    "Düsünce, mana denizine daldi. Oradan en dogru manalara ulasti. Rahman olan Allah, Ebu Isa et-Tirmizî'yi bu serefli isinden dolayi hayir üstüne hayir vererek mükâfatlandirsin" (Abdulaziz bin Sah Veliyyullah Dehlevi, a.g.e., 198.)

    Ahmet ÖZALP




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  6. #6
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart

    İmam Nesâî (r.a.)
    Soyu ve Doğumu Büyük hadis ve fıkıh âlimidir. Künyesi Ebû Abdurrahmân; ismi, Ahmed b. Şuayb b. Ali b. Sinân b. Bahr b. Dînâr’dır. İmam-ı Nesâî diye meşhurdur. Aslen Horasan’ın Nesâ şehrindendir. 830 (H. 214) yılında burada doğmuştur. 915 (H.303)’te Filistin’in Remle şehrinde, bir rivayette ise Mekke’de vefat ettiği veya Haricîler tarafından şehit edildiği de bildirilmektedir. Ancak kabul edilen görüş Mekke’de medfun bulunduğudur. Hadis ilminde imamdı, yani üç yüz binden fazla hadis-i şerîfi râvileriyle birlikte ezbere bilirdi. Yazdığı Sünen-i Sagîr’i, Kütüb-i Sitte adı verilen altı büyük hadis kitabından biridir. Hadis ilminde rumuzu sin (s)’dir.

    Nesâî on beş yaşında iken, küçük yaşında başladığı tahsilini, hadis öğrenmeye yöneltmiştir. İlk hadis derslerini, muammerînden olan, Enes b. Malik (r.a) de dahil pek çok hadis otoritesine talebelik yapmış olan büyük muhaddis Kuteybe b. Said"den aldı. Bu zatın yanında kaldığı bir yıl iki aylık sürenin feyzini ömrü boyunca taşıdı.
    Nesâi"nin asrı büyük muhaddislerin var olduğu ve hadis öğrenmek için uzun seyahatlerin yapıldığı bir dönemdir. Nesâî de bu seyahatlere katıldı. Büyük muhaddislerden ilim aldı, ilim verdi. İstişarelerde bulundu. İlmi ve fazileti ile tanındı. Hadisteki yetkisiyle şöhret buldu. Hadis öğrenme ve öğretme yolunda yaptığı yolculuklar, ölümüne kadar kesintisiz devam etti. Parmakla gösterilir hale geldi. Yerine göre bir öğrenci, yerine göre Allah yolunda gazaya çıkmış bir mücahid, yerine göre mücahidlerin öğretmenliğini yaptı.
    Nesâî bir taraftan seyahat ederken, bir taraftan da bulduğu muhaddisten hadis alıyor, isteklisine de bunları öğretiyordu.

    Nesâî"nin kendilerinden hadis ve ilim aldığı hocaları:
    Kuteybe b. Said, İshak b. Râhûye, Yûnus b. Abdül-A"lâ, Muhammed b. Beşşâr, Mahmûd b. Gaylân, Hişâm b. Ammâr, Ebû Davûd, Süleyman b. el-Eş"as, Osman b. Ebî Şeybe, İsâ b. Hammad, İshak b. Habib b. Şehid, İshak b. Mansur el-Kevsec, İbrahim b. Said el-Cevheri, İbrahim b. Yakub el-Cuzcani’den ve daha birçok hadis alimlerinden; Horasan, Hicaz, Irak, Cezire, Şam ve Mısır’lı birçok muhaddisten hadis öğrenmiştir.
    Nesâî, ehil ise kendi akranından ilim ve hadis almaktan çekinmezdi. Ebû Davûd es-Sicistanî, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Süleyman b. Seyf el-Harrânî ve Süleyman Eyyüb el-Esedî, kendilerinden hadis alıp rivayet ettiği akranıdır.
    Nesâî ayrıca birçok öğrenci yetiştirmiştir:
    Başta Sünen isimli eserini rivayet edenler içerisinde bulunan oğlu Abdülkerim olmak üzere ileri gelen talebelerinden bazıları da şunlardır: Ali b. Ebû Câfer et-Tahavî, Ebû Bişr ed-Dûlâbî, Ebû Avane, İbn Hibbân el-Büstî, Ebû Bekir b. el-Haddâd, Ebû Câfer el-Akilî, Ebû Ali en-Nisâburî, Ebül-Kasım et-Taberânî, Kasım b. Sâbit es-Serkastî, İmam Ebu’l Kasım et-Taberani, Ebu Ali en-Neyamuzi ve daha birçok talebe kendisinden hadis rivayet etmiştir.
    İlimdeki Derecesi-Yeri:
    İmam Nesâî hadis hafızı imamlardan, din büyüklerinden, hadisin temel direklerinden biridir. Geniş görüşlü, ihatalı kültüre sahip bir alimdir. Devrinin en iyi hadisçisi olarak bilinen Nesâî cerh ve ta’dili ile ün yapmıştır.
    Hakim, “Birçok defa Ebu’l Hasan ed-Darekutni’nin, İmam Ebu Abdurrahman en-Nesai, devrinde hadis ilmi, ravilerin cerh ve ta’dilinde şöhret yapmış kimselerden önde gelir, dediğini iştim.” der.
    İmam Nesâî, Şafiî mezhebine bağlı olmasına rağmen mutlak müctehid mertebesinde idi. Hadisçiler arasında üçüncü yüz yılın müceddidi sayılmıştır. İbni Kesir bu konuda şöyle der: "Yazmış olduğu eserlerden anlaşılıyor ki hıfzı sağlam, doğruluğu kesin, imanı güçlü, ilim ve irfanı geniş birisi idi" (İbni Kesir, el-Bidâye ve"n-Nihâye, 11/ 123).

    Hadis Rivayetindeki Titizliği ve Sünen’i
    Hadis rivayetinde çok titizdi. Hattâ bu konuda Müslim"den daha sağlam olduğunu söyleyenler vardır. Nakd-i Ricâl ilminde aşırı titiz olan Zehebi bile onu Müslim, Ebû Davûd, Tirmizi gibi Hadis otoritelerinden önde sayar ve şöyle derdi:
    "Nesâî, Buhârî ve Ebû Zür"a ayarındadır."
    Tâcüd-Din es-Sübkî de şu nakilde bulunur:
    "Üstadımız Zehebîye, İmam Müslim"in mi, yoksa Nesaî"nin mi, daha titiz olduğunu sordum. "Nesâî"dir" dedi" (es-Sübkî, Tabakâtüş-Şafiyye, 2/ 83).
    Sa"d b. Ali ez-Zencânî, İmam Nesâî"nin hadis kabul ve rivayetindeki şartlarının Buhari ve Müslim"den daha da ağır olduğunu söyler.
    İmâm Nesâî hazretleri, ilk önce yazdığı Sünen-i Kebîr’inde, hadîs-i şerîflerin kaynakları ve toplanması hakkında bilgiler verip, şartlarına uyan hadîs-i şerîfleri yazdı. Zamanın valilerinden birinin; “Kitabındaki hadîs-i şerîflerin hepsinin sıhhat derecesi aynı mıdır?” sorusu üzerine, yeniden seçmeler yaparak, Sünen-i Kebîr’i kısalttı. İsnâd edilen râvîlerine, âlimlerin itiraz ettikleri hiçbir hadîs-i şerîfi almadı. Bu eserine, kendisi Müctenâ veya Mücteba adını vermesine rağmen Sünen-i Sagîr adıyla meşhur oldu. Şimdi, daha çok Sünen-i Nesâî adıyla bilinmektedir. Bu kıymetli eser, altı meşhur hadis kitabından biri olarak Müslümanların baş tâcı oldu.

    Nesâî, es-Sünen-i Sagîr’deki metin ve senedi hakkında söz söylenmeyen, ravileri cerh veya ta’dilden geçirilen hasen hadisleri bir araya getirmiştir. Muhaddisler mutlak olarak “bu hadisi Nesâî rivayet etmiştir” dediklerinde, kastettikleri “Mücteba” adındaki muhtasar hadis kitabıdır.

    Nesâî"nin "es-Sünen"i ellibir kitaba ayrılmış olup her kitap çeşitli bablardan meydana gelmiştir. Diğer hadis mecmualarında bulunmayan Kitabu’l-İhbâs, Kitabu"n-Nuhl, Kitabu"r-Rukba ve Kitabu"l-Umra gibi konuları içeren bölümler Nesâî"nin süneninde mevcuttur. Ayrıca diğer hadis mecmualarında bulunan Kitabu’l-Fiten, Kitabu’l-Kıyame, Kitabu’l-Merakib ve Kitabü" t-Tefsîr de Nesâî"de mevcut değildir.
    Sünen-i Sagîr veya Mücteba’nın Ebu Davud ve et-Tirmizi’nin Sünenlerine tekaddüm etmesi Nesai’nin, hadisleri tetkik ve seçiminde çok daha titiz, bu hususta ortaya koyduğu şartların çok daha ağır olması sebebiyledir. Nesai’nin şartı; terki üzerinde ittifak edilmemiş kimselerin, irsal ve inkıtadan salim, muttasıl isnadla sahih olan hadislerini nakletmektir. Bununla beraber Ebu Davud ve et-Tirmizi’nin hadis aldığı pek çok kimseden Nesâî, hadis nakletmediği gibi, Sahihan’ın bazı ricalinden hadis almaktan da çekinmiştir. Zaten bundan dolayı Nesâî’nin Buhari ve Müslim’in şartlarından çok daha şiddetli şartlarının olduğu ileri sürülmüştür.
    Nesai’nin Mücteba’da dikkat ettiği hususlardan birisi de muhtelif râvî ve rivayetlerin metinlerini olduğu gibi aktarmak, atıfta bulunup geçmemek ve böylece bunlar arasındaki nüansların hadisin genel bütünlüğü için ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktır. Ancak bunu anlama basiretinden yoksun müsteşrikler hassaten Goldziher bu ameleyi “ufak işlerle uğraşma, ufak işlerle uğraşan” olarak tavsif eder.
    İmam Nesâî"nin eserlerinden bazıları şunlardır:
    1- es-Sünen: Meşhur hadis kitabıdır. Buna "el-Mücteba" da denir.
    2- el-Künâ: Ravileri künyelerine göre ve harf sırasıyla yazan bir eserdir.
    3- ed-Duafâ vel-Metrûkîn: Zayıf ve terk edilmesi gereken ravileri yazan bir eserdir.
    4- et-Temyiz: Suyûtî"nin ifadesine göre ravîleri birbirinden ayıran özellikleri zikreder.
    5- el-Mu"cem: Nesâî"nin hocalarını yazar.
    6- Kitabü"t-Tabakât: Nesâî"nin zamanına kadar geçen ravîleri, rivayetlerini, hallerini, tabaka tabaka anlatan bir eserdir.
    7- el-Cerh ve"t-Ta"dil: Hadis tenkidinin esaslarını yazar.
    8- Tefsirul-Kur"an"il- Kerim
    9- el-Cum"a
    10- Müsned-i Ali b. Ebî Talib
    11- Amelül-Yevm vel-Leyle
    İmam Nesâî hazretleri, ömrünün sonuna doğru Şam’a gitti. Orada Hz. Ali’yi kötüleyen Haricîlerden bazı kimseler gördü. Bunun üzerine Hz. Ali ve Ehl-i Beyt-i Nebevî’yi öven Kitâb-ül-Hasâis fî Fadli Ali bin Ebî Tâlib ve Ehl-i Beyt adlı eserini yazdı. Bu eserindeki hadîs-i şerîflerin çoğunu Ahmed b. Hanbel hazretlerinin rivâyetlerinden aldı. Bu kitabını niçin yazdığını bilmeyen bazı kimseler; “Şeyhayn’ın yâni Ebû Bekir ve Ömer’in üstünlüklerini niçin yazmadın?” dediler. Bunun üzerine; Fedâil-üs-Sahabe adlı Ashâb-ı kirâmın üstünlük ve fazîletlerini anlatan kitabını yazdı, Müsned-i Ali, Müsned-i Mâlik ve Duafâ ve’l-Metrûkîn adlı kitaplar, onun pek kıymetli eserleri arasındadır. Sonuncusu, basılmıştır.

    Vefatı
    Nesai’nin vefatı ile ilgili muhtelif rivayetler vardır. Hicrî 303 senesinde seksen sekiz-seksen dokuz yaşında Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Farklı rivayetler şöyledir:
    Ömrünün son zamanlarını Mısır"da, Hadis ve ilim öğreterek geçirmişti. Hacc için oradan çıktı. Şam"a uğradı. Şam Ümeyye Camiinde münazaralara katıldı. Kendisine Ümeyye hanedanı ile ilgili sorular soruldu. İmam Dârakutni"nin ifadesine göre, orada rahatsızlandı. Sebebi ise; Muaviye taraftarlarının Muaviye’nin fazileti hakkında rivayetler olup olmadığını sormaları üzerine aldıkları şu cevap sonrası İmam Nesâî’yi dövmeleridir; bu soruya Nesâî “Onun herhangi bir faziletini duymadım. Onun hakkında duyduğum tek hadis “Allah onun karnını doyurmasın” hadisidir”. Bu olaydan sonra kendisini deve sırtında Hicaz toprağına yetiştirmelerini istedi. İsteğini yerine getirdiler. 303 (915–916) yılının Şaban ayında Mekke"de vefat etti ve Safa ile Merve arasına gömüldü (ez-Zehebî, Tezkiratül-Huffâz, 2/ 698).
    Bazı müellifler Filistin"deki Remle"de vefat edip Beytü"l-Makdis"e gömüldüğünü yazarlar (İbni Kesir, el-Bidâye ve"n-Nihâye, 11/124). Ancak onun Mekke"de medfun olduğu görüşü daha kuvvetlidir.
    Allah ondan razı olsun.




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  7. #7
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart



    İBN MACE

    Kutub-i Sitte'den kabul edilen "es-Sünen" isimli eserin müellifi Hicri üçüncü yüzyılın önde gelen hadis hafızlarındandır İsmi; Ebû Abdullah Muhammed b Yezid b Mâce el-Kazvim, Mevla Rabîa
    İbn Mâce adıyla meşhur olan müellifin adının menşeî ihtilaflıdır Bir rivayete göre Mâce dedesinin ismidir Tercih edilen görüşe göre Mâce babasının ismidir Kelime farsça kökenlidir Firûzâbâdî Kamusunda Mâce'nin babasına ait bir lakap olduğunu söylemiştir
    İbn Mâce'nin isminin okunuşu hadisçiler arasında ihtilaflı bir konudur Bazıları İbn Mâceh şeklinde okumuşlar Bazı hadisçiler de İbn Mâcete şekliyle söylemişlerdir Türkçe'de kelimenin sonundaki yuvarlak te harfi okunmadığından dilimizde bu hadisçinin ismi ibn Mâce olarak meşhur olmuştur
    İbn Mâce Kazvîn şehrinde H 209 yılında dünyaya gelmiştir H 273 yılında Ramazan'ın bitimine sekiz gün kala Pazartesi günü vefat etmiştir
    İbn Mâce dönemin önde gelen hadisçilerinden ders okumuş ve hadis dinlemiştir O'nun hocaları arasında şunları sayabiliriz: Muhammed b Abdillah b Numeyr, Abdullah b El-Muaviye, Hişam b Ammâr, Dâvud b Ruseyd, Ebûbekir b Ebi Şeybe, İbrahim b el-Münzir el-Hazâmî Bu saydığımız âlimler dönemin meşhur hadisçileri İbn Mâce'nin önemli hocalarıdır ibn Mâce'nin hadis aldığı şeyhlerin sayısı ise daha fazladır Talebeleri arasında şu hadisçileri sayabiliriz: Muhammed b İsa el-Ebherî, Ebû'l-Hasan el-Kattân, Süleyman b Yezîd el-Kazvînî, Ahmed b İbrahim el-Kazvînî, İshâk b Muhammed el-Kazvınî Bu talebeler İbn Mâce'nin yüzlerce talebesinden birkaç tanesidir (Zehebî, Tezkiretü'l-Huffâz, II, 183)
    Dönemin ilmî geleneğine uygun olarak İbn Mâce çeşitli beldelere ilim seyahatları (rıhle) yapmıştır Irak, Basra, Kûfe, Bağdad, Mekke, Şam, Mısır ve Rey beldelerini hadis ilmini öğrenmek ve hadis yazmak için dolaşmıştır Bu şehirlerdeki meşhur hadisçilerle ve büyük âlimlerle görüşmüş, onlardan ilim almıştır İbn Hallikân O'nun hakkında "hadis ilminde imâm ve hadis ilimleri ile ilgili bütün disiplinlerde otorite sahibiydi" demiştir (İbn Hallikân, Vefâyâtu'l-A'yân, III, 407)
    İbn Mâce'nin tefsir ve tarih ilimlerinde de geniş bilgisi vardır Kur'ân tefsiri ile ilgili bir eseri ve güzel bir tarih kitabı vardır (Ebü'l-Ferec İbnu'l Cevzî, el-Muntazam, V, 90)
    Sünen-i İbn Mâce
    İbn Mâce'nin Sünen'i diğer sünenler arasında tertibinin güzelliği ve zevâidinin çokluğu ile temâyuz etmiştir ibn Mâce'nin en önemli meşhur eseridir Bu eserde hadisler fıkıh bablarına göre tertip edilmiştir Eserin mukaddime bölümünde ise sünnete ittibanın önemi bidat'tan sakınmanın gereği ve bu meselelere tealluk eden konularla ilgili hadisler bir araya getirilmiştir Bundan dolayı da "Sünen" grubundan kabul edilmiştir
    İbn Mâce bu eserini telif ettiğinde dönemin büyük hadis tenkitçisi Ebû Zur'a er-Razî'ye sunmuştur Ebû Zur'a Sünen hakkında şunları söylemiştir: "Bu kitap halkın eline geçerse mevcut hadis kitaplarının çoğunun yerini alacağını zannediyorum" ibn Mâce'nin eserindeki zayıf hadisler için Ebû Zur'a "isnadı zayıf olan hadislerin otuzu geçmeyeceğini ümit ediyorum" demiştir
    İbn Mâce'nin Sünen'inde 37 kitap, 1515 bab ve 4341 hadis vardır Bu rakam Sünen'in M Fuâd Abdulbakî'nin tahkîki ile basılan baskısındaki rakamlamaya göredir Sünen'de bulunan hadislerin 3002 tanesi Kütüb-i Sitte'nin diğer beş kitabında mevcuttur Bu beş eserde bulunmayıp yalnız ibn Mâce'nin eserinde bulunan zevâid'in miktarı 1339'dur Bu hadislerin sıhhat derecesi de şöyle tesbit edilmiştir Ricali sıka ve isnâdı hasen olanlar 199 tane, isnadı zayıf olanlar 613 tanedir Münker, mekzûb veya isnadı çok fazla olması Sünen'in değerini artırmaktadır Belki de Dârimî (ö 255)'nin eserinin yerine Kütüb-i Sitte'nin altıncı kitabı olmasının en büyük sebebi İbn Mâce'nin Sünen'indeki bu diğer beş hadis kitabında bulunmayan hadislerin sayısının çokluğudur
    İbn Mâce'nin eserini Kütüb-i Sitte'den ilk kabul eden İmam Muhammed b Tâhir el-Makdisîdir Makdisî "Şurutu'l-Eimmeti's-Sitte" isimli eserinde altıncı eser olarak İbn Mâce'nin eserini almış ve bu dönemden sonra bu şekilde yaygınlaşmıştır Zehebî ibn Mâce'nin eseri hakkında "güzel bir kitaptır Vâhi hadisleri onun güzelliğini gidermese daha iyi olurdu Ancak bunlar da fazla değildir" (Zehebî, age, II, 189)
    Sünen'in meşhur ravileri şunlardır: Ebu'l-Hasan el-Kattân, Süleyman b Yezid, Ebû Ca'fer Muhammed b İsa ve Ebû Bekr Hâmid el-Eherî'dir
    Şâmil İA




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  8. #8
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart

    Ahmed Bin Hanbel (780-855)
    Dört büyük imamdan birisi ve Hanbeli Mezhebi'nin imamı olan Ahmed bin Hanbel, 780 yılında Bağdat'ta doğdu. Ailesi Merv'den Bağdat'a göç ettiği için Merv'de doğduğunu nakledenler de vardır. Oğlu Salih tarafından düzenlenip bildirilen soy kütüğüne göre, soyu Peygamber Efendimiz'in (asm) soyu ile birleşmektedir. Büyük hadis ve fıkıh alimi olan imamın künyesi; Ebu Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybani el-Mervezi şeklindedir.
    Dedesi, Emeviler devrinde Serahs valiliği yaparken, babası da Abbasi ordusunda görev aldı. Otuz yaşlarında olduğu sırada babası vefat etti. Bağdatlı alimlerden bir süre ders aldıktan sonra hadis öğrenmeye ağırlık verdi. Bu alanda tanınmış alimlerden Hüşeym b. Beşir, Süfyan b. Uyeyne, Yahya b. Said el-Kattan, Abdurrahman b. Mehdi'den ders aldı. Ayrıca, İmam-ı Şafii'den de ders aldı. Bir çok alimden ders alırken; İmam Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai başta olmak üzere tanınmış hadis alimleri de kendisinden ders aldılar.
    Hadis öğrenme konusunda her türlü fırsatı değerlendirirken bu amaçla bir çok merkeze gitti. Küfe, Basra, Mekke, Medine, Dımaşk, Halep, Cezire gibi beldelere bazen bir kaç kez gitti. Çoğu zaman yol parası bulmakta güçlük çekti. Hadis öğrenmek maksadıyla Yemen'e gidebilmek için, kervancıların yanında deve bakıcılığı yaptı. Beş kez yaya olarak hacca gitti. Bu yolculuktaki en önemli maksatlarından birisi Hicaz'daki alimlerden hadis öğrenmekti. Kırk yaşına gelinceye kadar eğitimine ara vermeden devam etti. Çok güçlü bir hafızaya sahip olması, çok sayıda hadisi rivayet ettiğinden dolayı, bazen etrafında hadis dinlemek maksadıyla bulunanların sayısı beş bine kadar ulaştı.
    İslam alimleri ve din büyüklerinin büyük ekseriyetinin uğradığı sıkıntı ve işkencelerden o da nasibini aldı. Mu'tezile Mezhebi mensuplarının tesirinde kalan Abbasi halifesi Me'mun zamanında çok büyük işkencelere uğradı. İslam'ın özüne aykırı fikirlere katılmadığı ve Mu'tezile müntesiplerinin fikirleri doğrultusunda görüş beyan etmediğinden hapse atıldı. Halifenin kendisiyle görüşmek istemesi üzerine, Bağdat valisi İshak b. İbrahim tarafından zincire vurulmuş bir şekilde, Tarsus'a doğru yola çıkarıldı. Ancak, Tarsus'a varmadan halifenin öldüğü haberi geldi. Bunun üzerine geri getirilerek Bağdat'ta tekrar hapsedildi.
    Yeni halife Mu'tasım da aynı politikayı devam ettirdi. Halife, başkadısı Ahmed b. Ebu Duad ve güvendikleri kişiler, fikirleriyle Ahmed b. Hanbel'i susturamadıklarını görünce işkence yapılması emrini verdi. Çünkü, kesinlikle fikirlerinden, doğru bildiklerinden taviz vermedi. "İmam-ı Ahmed ibni Hanbel gibi bir mücahid-i ekber, Kur'ân'ın birtek meselesi için hapiste pek çok azap verilmiş ve şekvâ etmeyerek, kemâl-i sabırla sebat edip o meselelerde sükût ..." (Lem'alar, s. 264) etmedi. Şiddetli kamçı darbelerine rağmen fikirlerinden vazgeçmedi. Uygun ifadeler kullanmak kaydıyla serbest bırakılma teklifini de reddetti. Bunun üzerine işkencelerin dozu arttırıldı ve bizzat halife nezaretinde yapıldı. Bir ara halife onu serbest bırakmak istediyse de, başkadı, fikirlerinden dolayı dinden çıktığını ve Hanbel'in serbest bırakılmasının uygun olmayacağını iddia ederek mani oldu.
    İki buçuk yıla yakın devam eden büyük işkencelerden sonra serbest bırakıldıysa da gözaltında bulundurulmaya devam ettirildi. Yanlış fikirlerin okulda ders olarak okutulmaya başlanmasıyla galeyana gelip ayaklanmak isteyen halkı, isyandan vazgeçirerek sabretmelerini tavsiye etti. Buna rağmen, halk ile görüşmesi ve halifenin bulunduğu yerde ikamet etmesi yasaklandı. Hatta Cuma namazlarına gitmesine bile izin verilmedi.
    Halife Mutevekkil, kendisi hakkında ileri sürülen bazı iddiaların asılsız çıkması üzerine Hanbel'in gönlünü almak maksadıyla bazı hediyeler verdi. Halifeye kızgın olduğundan değil de haram karışmış olduğu gerekçesiyle hediyeleri kabul etmek istemedi. Fakat, başına daha büyük belaların açılmasından korkan yakınlarının isteği üzerine kabul etti. Ancak, aldığı hediyelerin tamamını ihtiyaç sahiplerine dağıttı. Bundan sonra halifenin hiçbir hediyesini kabul etmeyeceğini kesin bir dille ifade ettiği halde kendisinden habersiz ailesine maaş bağlandı. Halifenin verdiklerini alan oğullarına gücendi. Bundan sonra kendi evlatlarının hiçbir lokmasını yemedi. Kadılık görevinin kabul eden oğlu Salih'e de kırıldı.
    31 Temmuz 855 Cuma günü Bağdat'ta vefat ederek Hakk'ın rahmetine kavuştu. Cenazesinde yaklaşık altmış bini kadın olmak üzere sekiz yüz bine yakın insan toplandı. Ömrü boyunca hiç kimsenin yardımını kabul etmedi. Reddettiği büyük ikramların başkaları tarafından kabul edildiğini söyleyen oğlu Salih'e; "Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir." (Tâhâ Suresi, 131) ayetini okuyarak, Allah'ın vereceği rızkın daha hayırlı olduğunu söyledi.
    İmam-ı Şafii, Hanbel Hazretlerine ders veren hocalarındandır. İbn Hanbel, çok sevdiği ve her sabah seher vakti kendilerine dua ettiği altı kişiden biridir. İmam-ı Şafii onun hakkında; Bağdat'ta ondan daha faziletli, müttaki, alim ve fıkıh alim bir kimse görmedim, ifadelerini kullanmıştır. Bediüzzaman Hazretleri, "Bir milyon hadisi hıfzına alan" imam olarak tarif eder. (Şualar, s. 348)
    İmam-ı Hanbel, yazdığı her hadisle amel etmeye özel gayret gösterdi. Çalışmasının büyük ekseriyetini hadis ilmine vakfetti. Ona göre fıkıhçı sayılabilmek için iyi bir hadis alimi olmalı, en az dört yüz bin hadisi ezbere bilmeli, sıhhatinden emin olmadığı rivayetlerle amel etmemelidir. Hadis rivayet edenlerin dürüstlüğüne özel önem vererek, emin olmadığı nakilcilerden hadis rivayet etmemeye çalıştı. Topladığı hadisleri vefatından sonra, oğlu Abdullah ve talebesi Ebu Bekir el-Katii tarafından kitap haline getirildi.
    İmam-ı Hanbel, velilerin keramet göstermesinin mümkün olduğunu ancak, harikulade olay gösteren her kişinin veli olduğuna hükmedilemeyeceğini söyler. Ona göre kimin veli olduğunu bilmek mümkün değildir. Çok sayıda Ashab-ı Kiramdan kerametin meydana gelmeyişini, imanlarını kuvvetlendirmek için vasıtaya (keramete) muhtaç olmadıklarının delili olduğuna hükmeder.
    Risale-i Nur'da, kendilerini Ahmed bin Hanbel mezhebinden sayan Vehhabiler konusunda çok önemli bilgiler mevcuttur. Vehhabiliğin, Haricilerin izinde gittiği ve ecdadları olduğuna işaret edilmektedir. Bu mezhebe mensup olanların ifrata kaçmalarına sebep teşkil eden meseleler açıklığa kavuşturulmaktadır. (Mektubat, s. 352-356) İmam-ı Hanbel Hazretlerini taklit etme konusunda ise şu bilgiler yer almaktadır:
    "Hem, Vehhâbiler kendilerini Ahmed İbni Hanbel mezhebinde saydıkları için, Ahmed İbni Hanbel Hazretleri bir milyon hadîsin hâfızı ve râvîsi; ve şiddetli olan Hanbelî mezhebinin reisi ve halkı Kur'ân meselesinde cihanpesendâne salâbet ve metânet sahibi bir zât olduğundan, onun bir derece zâhirî ve mutaassıbâne ve Alevîlere muhâlefetkârâne mezhebinden din nâmına istifade edip, bir kısım evliyânın türbelerini tahrip ediyorlar ve kendilerini haklı zan ediyorlar. Halbuki, bir dirhem hakları varsa, bazen on dirhem ilâve ediyorlar." (Mektubat, s. 353) Böylece, İmam'ın hassasiyeti yanlış anlaşılıp yanlış uygulanmakta ve tahribata yol açılmaktadır.
    Eserleri
    1- El-Müsned; En meşhur hadis kitabıdır. 700 bin hadis arasından seçilmek suretiyle oluşturulan ve 30 bin hadisi ihtiva eder, hadis külliyatları arasında en hacimli iki külliyattan birisidir.
    2- Kitabü's-Sünne; Kader, deccal, melekler, rü'yetullah, kürsi ve ahirete ait fikirlerini ihtiva eder.
    3- Kitabü'z-Zühd; İki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere büyük peygamberlerin takvalarından söz eder. İkinci bölümde ise on dokuz büyük sahabe ve on altı tabiin hakkında bilgi verilmektedir.
    4- Kitabü'l-İlel ve Ma'rifetü'r-Rical; Hadis rivayet edenler hakkındaki görüş ve düşüncelerini ihtiva eder.
    5- El-Mesa'il; Fıkıh, akaid, ve ahlak ile ilgili olarak talebeleri ve başkları tarafından kendisine sorulan sorulara verdiği cevapları ihtiva eder (M. Yaşar Kandemir; "Ahmed b. Hanbel", TDVİA, II. C. s. 77-79).

    Bunların dışında da çok sayıda eserleri mevcuttur. Eserlerinin büyük ekseriyeti vefatından sonra oğulları ve talebeleri tarafından derlenmiştir.




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

  9. #9
    Elit Üye salihamidzic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    16.02.2009
    Bulunduğu Yer
    Berlin Almanya
    Mesajlar
    2,887
    Teşekkür
    162
    Teşekkür almış: 369 / 321 Konu

    Standart

    Hepsıde asrı saadetten cok sonra dogmuslar. Hadıslerı nereden bulabılmısler.

  10. #10
    Edip leyla_mecnun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06.04.2008
    Bulunduğu Yer
    Yarabbim, senin katında değeri olmayanları kalbimde yüceltmeme fırsat verme
    Mesajlar
    21,568
    Blog Başlıkları
    182
    Teşekkür
    7,746
    Teşekkür almış: 9,166 / 5,435 Konu

    Standart

    Burada vermiş olduğumuz bilgilere bakınca hepsininde ilim sahibi zatlar oldukları ve onlarında birçok hocadan alimden eğitim aldıklarını görüyoruz.

    Yani hepside bir önceki nesilden eğitim ala ala bu zamana kadar bilgileri bizlere ulaştırmış oluyorlar.Bizlerde koruyup muhafaza edersek gelecek nesillerede ulaştırmış olacağız inşaallah.

    Bu linktende hadislerin toplanması ile ilgili bilgiye ulaşabilirsin inşaallah

    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ow_qna&id=6483

    Konu leyla_mecnun tarafından (27.06.2009 Saat 18:25 ) değiştirilmiştir.




    Şefkat yüklü bir dokunuştu ruhumu uyandıran. ” İKRA ” dedi, ” ELİF ” dedim.

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Aktive Benutzer

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. Yedi Şey Öğrendim
    Konuyu Açan: nur*seda, Forum: Serbest Kürsü.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 01.04.2009, 13:59
  2. Yedi Sülalesine Bakar..
    Konuyu Açan: nur*seda, Forum: Menzil Anıları.
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 30.11.2008, 18:54
  3. Yedi Kapı,Yedi Hal...
    Konuyu Açan: İlâhi âşk, Forum: Tasavvuf Genel.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 16.01.2008, 20:12
  4. Gül askerlerle yemek yedi
    Konuyu Açan: m.masum, Forum: Haberler.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 17.09.2007, 20:23

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.