leyla_mecnun
05.07.2010, 16:51
ERENKÖYLÜ MUHAMMED HİKMET EFENDİ
İSLAMDA KADIN
Peygamber-i Zîşân aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz Hazretleri:
“Gayretin bir kısmı vardır ki, Allahu Teâlâ ona buğzeder. O da bir kişinin, şek ve şüphe olmadığı halde hanımını kıskanmasıdır.” bu*yurmuştur.
[1]
Çünkü böyle bir kıskançlık Kur’an’da bizim için yasaklanan kötü zan hükmüne giriyor. Hâlbuki zannın bir kısmı ise günahtır.
Hazreti Ali kerremallahu veche buyurdu:
“Sakın ifrat derecede aile efradını kıskanma. Zira böyle yaptığın takdirde kendini haklı çıkarmak için ona kötülük isnad edersin.”
Yerinde olan gayret (kıskançlık) ise her müslümana lazım olan haslettir ve dinen öğülmüştür.
Hazreti Peygamber aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz:
“Muhakkak ki Allah kıskanır. Mü’min de kıskanır. Allah’ın kıs*kanması kulunun haram işlemesi iledir”[2]
Muhbir-i sadık Peygamber aleyhisselâtü vesselâm efendimiz:
“Sizler Saad’ın kıskanmasına hayret etmez misiniz? Allah’a yemin ederim ben Saad bin Ubade’den daha kıskancım. Allah da benden daha gayyurdur.” buyurdu.[3]
Bu gayret-i ilâhiyyede ırz ve namusa taalluk eden meselelerde Allah ve Rasûlünün hükmü kesin ve katîdir. Bir mü’min de aile fert*lerinin ırz ve namusunu azamî derecede İslâmî hükümlere göre ko*rumakla mükelleftir. Aksi takdirde ırz ve namusunu korumayan bir kimse huzur-ı ilâhiyyeye boynuzlu deyyus olarak getirilir. Hadis-i şerifte de böyle buyruluyor.
Hasan Basrî:
“Siz hanımlarınızın çarşı ve pazarlarda erkeklerle sıkışık bir şe*kilde gezmelerine müsamaha mı ediyorsunuz? Kıskanmayanı Allah zelil etsin!” buyurdu.
Kadının kocasını kıskanması ise gayret-i diniyyesinden olursa caizdir. Fakat kıskançlığı Allah’ın teaddüdü zevcat hususundaki verdiği ruhsata isyan ve itiraza varacak derecede aşırı ise; bu davra*nışı kıskançlıktan ziyade Allah’ın takdir ve taksimatına isyan olaca*ğından caiz değildir.
Cenâb-ı Hak bu meyanda şöyle buyurur:
وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِى الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ مَثْنَى وَثُلَثَ وَرُبَاعَ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ ذَلِكَ اَدْنَى اَلَّا تَعُولُوا
“Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riâyet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsa*nız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.”
[4]
Allah’ın helal kıldığını kimse haram kılamaz. Haram kıldığını da kimse helal edemez. Teaddüdü zevcat bu doğrultuda mütalaa edil*melidir. Hülasa vasattan ayrılmamak elzem ve evlâdır.
Vasattan maksat erkeğin kadına karşı adil olamama ihtimaline binaendir. Eğer bir erkek nikâh hususunda ayette belirtilen adaleti temin edemeyecekse teaddüdü zevcat ruhsatını uygulaması caiz de*ğildir.
Şayet kadında kocasına karşı evlilik vazifelerini yerine getireme*yecek bir durum var ise Mesela herhangi bir hastalık arız olmuşsa tedaviye başvurulmalıdır. Şayet tedavisi mümkün değilse gönüller incitilmeden, adaletten sapmadan hak yoluna gidilebilinir vesselâm.
Hazreti Peygamber-i Zîşân aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz:
“Herhangi bir kadın, geçimsizlik olmadığı halde kocasından bo*şanmayı isterse, o kadın cennet kokusunu bile alamaz.”[5]
Cenâb-ı Peygamber aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz Hazretleri:
“Eğer herhangi bir kimsenin yaratılmış birine secde etmesini em*retseydim muhakkak ki kadına, kocasına secde etmesini emreder*dim.” buyurmuştur.[6]
Peygamber-i Zîşân aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz Hazretleri:
“Kadının Rabbinin cemaline en yakın bulunduğu zaman, evinde bulunduğu zamandır. Kadının evinin açık bir yerinde namaz kılması, camide namaz kılmasından daha evladır. Evinin iç kısmında namaz kılması, evinin açık kısmında kıldığı namazdan daha üstündür. Evin içindeki küçük odasında kıldığı namaz ise evin içinde kıldığı namaz*dan daha da evlâdır.” buyurmuştur.[7]
Hadis-i şerifteki “mahda” veya “mıhda” kelimesi “ev içinde ev” demektir. Bunun böyle olması ise kadının daha fazla gözlerden kay*bolmasından ileri geliyor. Bu sırra binaen Allah’ın Rasûlü bir hadis-i şerifte:
“Kadın avrettir. Binaenaleyh kadın, evinden çıktığı zaman onu saptırmak için şeytan gözetmeye yeltenir.” buyurmuştur.[8]
[1] Hadis Ebû Davud
[2] Hadis Buhârî, Müslim
[3] Hadis , Müslim
[4] Nisa Sûresi, Âyet 3
[5] Hadis İbni Mâce
[6] Hadis Tirmizî
[7] Hadis İbn-i Hibban
[8] Hadis Tirmizî
İSLAMDA KADIN
Peygamber-i Zîşân aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz Hazretleri:
“Gayretin bir kısmı vardır ki, Allahu Teâlâ ona buğzeder. O da bir kişinin, şek ve şüphe olmadığı halde hanımını kıskanmasıdır.” bu*yurmuştur.
[1]
Çünkü böyle bir kıskançlık Kur’an’da bizim için yasaklanan kötü zan hükmüne giriyor. Hâlbuki zannın bir kısmı ise günahtır.
Hazreti Ali kerremallahu veche buyurdu:
“Sakın ifrat derecede aile efradını kıskanma. Zira böyle yaptığın takdirde kendini haklı çıkarmak için ona kötülük isnad edersin.”
Yerinde olan gayret (kıskançlık) ise her müslümana lazım olan haslettir ve dinen öğülmüştür.
Hazreti Peygamber aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz:
“Muhakkak ki Allah kıskanır. Mü’min de kıskanır. Allah’ın kıs*kanması kulunun haram işlemesi iledir”[2]
Muhbir-i sadık Peygamber aleyhisselâtü vesselâm efendimiz:
“Sizler Saad’ın kıskanmasına hayret etmez misiniz? Allah’a yemin ederim ben Saad bin Ubade’den daha kıskancım. Allah da benden daha gayyurdur.” buyurdu.[3]
Bu gayret-i ilâhiyyede ırz ve namusa taalluk eden meselelerde Allah ve Rasûlünün hükmü kesin ve katîdir. Bir mü’min de aile fert*lerinin ırz ve namusunu azamî derecede İslâmî hükümlere göre ko*rumakla mükelleftir. Aksi takdirde ırz ve namusunu korumayan bir kimse huzur-ı ilâhiyyeye boynuzlu deyyus olarak getirilir. Hadis-i şerifte de böyle buyruluyor.
Hasan Basrî:
“Siz hanımlarınızın çarşı ve pazarlarda erkeklerle sıkışık bir şe*kilde gezmelerine müsamaha mı ediyorsunuz? Kıskanmayanı Allah zelil etsin!” buyurdu.
Kadının kocasını kıskanması ise gayret-i diniyyesinden olursa caizdir. Fakat kıskançlığı Allah’ın teaddüdü zevcat hususundaki verdiği ruhsata isyan ve itiraza varacak derecede aşırı ise; bu davra*nışı kıskançlıktan ziyade Allah’ın takdir ve taksimatına isyan olaca*ğından caiz değildir.
Cenâb-ı Hak bu meyanda şöyle buyurur:
وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِى الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ مَثْنَى وَثُلَثَ وَرُبَاعَ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ ذَلِكَ اَدْنَى اَلَّا تَعُولُوا
“Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riâyet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsa*nız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.”
[4]
Allah’ın helal kıldığını kimse haram kılamaz. Haram kıldığını da kimse helal edemez. Teaddüdü zevcat bu doğrultuda mütalaa edil*melidir. Hülasa vasattan ayrılmamak elzem ve evlâdır.
Vasattan maksat erkeğin kadına karşı adil olamama ihtimaline binaendir. Eğer bir erkek nikâh hususunda ayette belirtilen adaleti temin edemeyecekse teaddüdü zevcat ruhsatını uygulaması caiz de*ğildir.
Şayet kadında kocasına karşı evlilik vazifelerini yerine getireme*yecek bir durum var ise Mesela herhangi bir hastalık arız olmuşsa tedaviye başvurulmalıdır. Şayet tedavisi mümkün değilse gönüller incitilmeden, adaletten sapmadan hak yoluna gidilebilinir vesselâm.
Hazreti Peygamber-i Zîşân aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz:
“Herhangi bir kadın, geçimsizlik olmadığı halde kocasından bo*şanmayı isterse, o kadın cennet kokusunu bile alamaz.”[5]
Cenâb-ı Peygamber aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz Hazretleri:
“Eğer herhangi bir kimsenin yaratılmış birine secde etmesini em*retseydim muhakkak ki kadına, kocasına secde etmesini emreder*dim.” buyurmuştur.[6]
Peygamber-i Zîşân aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz Hazretleri:
“Kadının Rabbinin cemaline en yakın bulunduğu zaman, evinde bulunduğu zamandır. Kadının evinin açık bir yerinde namaz kılması, camide namaz kılmasından daha evladır. Evinin iç kısmında namaz kılması, evinin açık kısmında kıldığı namazdan daha üstündür. Evin içindeki küçük odasında kıldığı namaz ise evin içinde kıldığı namaz*dan daha da evlâdır.” buyurmuştur.[7]
Hadis-i şerifteki “mahda” veya “mıhda” kelimesi “ev içinde ev” demektir. Bunun böyle olması ise kadının daha fazla gözlerden kay*bolmasından ileri geliyor. Bu sırra binaen Allah’ın Rasûlü bir hadis-i şerifte:
“Kadın avrettir. Binaenaleyh kadın, evinden çıktığı zaman onu saptırmak için şeytan gözetmeye yeltenir.” buyurmuştur.[8]
[1] Hadis Ebû Davud
[2] Hadis Buhârî, Müslim
[3] Hadis , Müslim
[4] Nisa Sûresi, Âyet 3
[5] Hadis İbni Mâce
[6] Hadis Tirmizî
[7] Hadis İbn-i Hibban
[8] Hadis Tirmizî