Tur@b
22.01.2009, 02:12
O ARTIK GENÇ
Merve Akincilar
Çocuklarimizin ergenlik dönemi, bir çogumuz için sorunlarla dolu bir dönem olarak görülür. Bu dönem içerisinde çocuklar sanki bambaska birisi oluvermistir. Bu dönemde çogu anne-baba cocuklarinin kendilerinden uzaklastigini, hatta kopup gittigini düsünürler. Gerçekten de o sirin, o masum çocugunuz bu kadar degismis olabilir mi? Onlarin dünü ve bugünü arasinda nasil farkliliklar var?
Çocukluk çaginda anne ve özellikle baba baskalarindan farkli algilanip degerlendirilir. Onlar güçlü üstün varliklar olarak kabul edilir. Yas ilerledikçe ve çocuk gençlik çagina yaklastikça, anne babanin dokunulmazligi azalir, baskalariyla karsilastirilip gerçekçi olarak degerlendirilir.
Ergen bir genç, kendisini etkin ve güçlü gördükçe, genellikle anne babasini etkisiz, güçsüz, yetersiz görmeye baslar. Zamanla onlara duydugu güven dahi azalabilir. Hatta onlari elestirir, küçümser, bagirip çagirabilir. Iletisim içinde oldugu ortam ve kisilerin özelligine göre giyinmesi, yürümesi, amaçlari, inançlari, dünya görüsü ve düsünceleri degisebilir.
Bagimsiz Kisilik Arayisi
Bu dönemde yakin çevresini sürekli olarak elestiren, küçümseyen genç, kendisiyle ilgili kararlarda da bagimsiz olmak ister. Giyecegine, yiyecegine, eve gelis gidis zamanina kimsenin karismasini istemez. Alabildigine özgür olmaya çalisirken ailenin ekonomik durumunu görmezlikten gelir. Anlasilamamaktan sikayetçidir.
Gencin ailesinden ve içinde yasadigi çevreden yeterince ilgi ve sevgi görmemesi ya da böyle oldugunu sanmasi, onu baska gruplarin ve çevrelerin içine sürükler. Seçtigi yeni örneklere yöneldiginde çevresinde kendini anlayan, seven, destekleyen, yasitlarini bulur. Anne babanin davranislarini yersiz olarak niteler, begenmez. Bütün bunlar anne ve baba ile genç arasinda ciddi sürtüsme ve tartismalara yol açabilir.
Ergenlik dönemini yasayan her genç, kaygidan mutluluga, sevinçten sikintiya, kizginliktan taskinliga dogru degisen çesitli duygulari bir arada yasar. Baskasinin tatli ve yumusak bakisi, bir iki övgü sözcügü onu mutlu eder. Asik bir yüz, sert ya da örseleyici bir iki sözcük ise onu kayginin, kizginligin, umutsuzlugun derinliklerine sürükler. Ilgi ve sevgiyle iletisim kurdugu insanlara karsi bir süre sonra kin ve nefret duyabilir. Kizip öfkelendigini begenip yüceltir. Çekinip korktuguna sokulup, yaklasir. Kisacasi çogu zaman dengesiz bir ruh haletine sahip olabilir.
Diger taraftan bazen kendini yetiskin bir insan gibi görüp herkesin ona yetiskin bir insanmis gibi davranmasini ister, sonra yine çocuk oldugunu düsünür ve korunmaya, simartilmaya ihtiyaci duyar.
Güven Olmadan Asla
Anne ve babalar çocuklarini egitirken, öncelikle gelisim devrelerini hissetmeli ve çocuklarinin içinde bulundugu gelisim dönemini tanimalidirlar. Bunun için en etkili yollardan biri, anne-babanin kendi çocukluk ve gençlik çaglarini düsünmeleri, o dönemlerde yasadiklari duygusal ihtiyaçlari hatirlayarak çocuklariyla buna göre iletisim kurmalaridir.
Ergenlik dönemini yasayan gençle iletisimin temelini güven duygusu olusturmalidir. Yani genç, ailesinin kendisine güvendigini hissetmelidir. Ancak böyle olursa o da ebeveynine güven duyacak, onlarla iletisime açik olacaktir.
Gencin elinde olmadan ortaya çikan duygusal gel-gitler ve buna bagli degisik davranislari karsisinda sogukkanli olmak ve daha çok dinlemeyi tercih etmek gerekir. Ayrica onda görülen her ruhsal belirtinin bir hastalik degil, yeni durumlara uyma çabasindan gelen tepkiler oldugunu unutmamak gerekir. Sürekli degiskenlik gösteren taleplerinde gencin her istedigini yerine getirmek kadar istedigini hiç düsünmeden reddetmek de çok olumsuz sonuçlar dogurabilir.
Ergenlik dönemindeki evladiniza sevgi ve saygi gösterdiginizi davranislarinizla, tavirlarinizla belirtin. Her problem çiktiginda “biliyorsun seni çok severim” laflari yerine, evladiniz sevginizi onun kisiligine duydugunuz saygiyla göstermenizi tercih edecektir.
Toplumumuzda sik yasanan sorunlardan biri olan gencin yasami, giyinisi, süslenmesine iliskin karar alirken emirler vermeyi seçmek yerine, onun düsünce ve önerilerine anlayis ve saygi gösterin. Onu mutlaka dinleyin. Sizin bu konulardaki talebiniz farkli yöndeyse, gerekçelerinizi uygun dille açiklayin.
Sonuç olarak, ergenlik dönemini yasayan çocugunuzla saglikli iliski kurabilmenin en kestirme yolu, önce onu dinlemek ve dedigini anlamaya çalismaktir.
Neler Yapabiliriz?
Aile ve evle ilgili konularda ve problemlerde gencin de düsünce ve önerilerini alip onunla konusup tartismaktan çekinmemeliyiz. Konusma ve tartismalar sirasinda gencin dogru düsündügü, gerçegi bulup söyledigi durumlarda ona hak vermek, düsünce ve önerisini gerçeklestirmek için ona yardimci olmaliyiz. Bize göre hatali bir sey söylediklerinde lafi agizlarina tikmak yerine tekrar düsünmesini söyleyebiliriz. Gencin tutum ve davranislarini biçim ve yön verirken “benim gençligimde” diye baslayan konusma ve nasihatlerden mutlaka kaçinmak gerekir.
Gençlere bol bol ögüt vermek yerine örnek davranislarda bulunmak, örnek davranislari bulup göstermek çok önemlidir. Insanin kendine saygisi, ancak fikirlerine deger verilen, sözleri dinlenen, destek görülen bir ortamda filizlenir ve gelisir.
Anne-baba davranislariyla çocuklarin davranislari arasindaki iliskileri konu alan arastirmalara göre, baskici olmayan, esnek ve hosgörülü, fakat prensip ve kararlilik sahibi anne-babalarin, ergenlik çagindaki çocuklariyla daha iyi iletisim kurabildiklerini ortaya koymaktadir. Asiri kisitlayicilik kadar, asiri serbestligin de saglikli kisilik gelisimine engel olabilecegi unutulmamalidir.
Gençlerle kurulan iletisim biçiminde anne babanin otorite kullanimindan çok sorunlara ortak çözümler getirmeyi tercih etmesi yararli sonuçlar verecektir. Böylece yanlis ya da kuralsiz olarak dile getirdigi bir konu hakkinda ebeveyni tarafindan dislanmadigini gören, fakat onlarin farkli görüste oldugunu ögrenen genç, kendisine deger verildigini gördügünden, uzlasmaya dogru daha yatkin bir tavir içine girer.
Gençlere “bunlar geçici heveslerdir”, “senin yasin daha küçük”, “böyle seylerle ugrasmayi birak, derslerine bak” gibi cümlelerle yapilan nasihatler, onlarin kisiligini ve kendisi hakkindaki deger yargilarini olumsuz etkileyecektir. Kendisine deger verilmedigini düsünen genç, sizin cümlelerinizi dinlemeyecektir.
Gençlerle iletisim kurarken ya da problemlerine çözüm ararken dinî, ahlâkî ve toplumsal bakis açisiyla beraber, gencin içinde bulundugu yas döneminin özelliklerine ve egitim biliminin verilerine göre de hareket etmek yararli olacaktir.
Anne Babalar Nerede Hata Yaparlar?
Çogunlukla büyükler gençlerle konusmalarinda su tepki biçimlerini sergilerler;
Suçlama (Sen her zaman konusursun zaten!)
Emir (Hemen yerine otur!)
Elestirme (Daha iyisini yapmalisin!)
Uyarma (Son kez hatirlatiyorum!)
Utandirma (Simarik çocuk!)
Yargilama (Senin neyin dogru ki!)
Kiyaslama (Sen de komsunun çocugu gibi olabilsen!)
Bütün bunlar;
Gencin kendini suçlu hissetmesine,
Anne babanin adil olmadigi düsüncesinin gelismesine,
Gencin kendisinin sevilmedigini düsünmesine,
Sert tepkiye cevap vermesine,
Karsi çikmasina,
Kendisini yetersiz hissedip, kendine saygisini ve güvenini kaybetmesine sebep olur.
Merve Akincilar
Çocuklarimizin ergenlik dönemi, bir çogumuz için sorunlarla dolu bir dönem olarak görülür. Bu dönem içerisinde çocuklar sanki bambaska birisi oluvermistir. Bu dönemde çogu anne-baba cocuklarinin kendilerinden uzaklastigini, hatta kopup gittigini düsünürler. Gerçekten de o sirin, o masum çocugunuz bu kadar degismis olabilir mi? Onlarin dünü ve bugünü arasinda nasil farkliliklar var?
Çocukluk çaginda anne ve özellikle baba baskalarindan farkli algilanip degerlendirilir. Onlar güçlü üstün varliklar olarak kabul edilir. Yas ilerledikçe ve çocuk gençlik çagina yaklastikça, anne babanin dokunulmazligi azalir, baskalariyla karsilastirilip gerçekçi olarak degerlendirilir.
Ergen bir genç, kendisini etkin ve güçlü gördükçe, genellikle anne babasini etkisiz, güçsüz, yetersiz görmeye baslar. Zamanla onlara duydugu güven dahi azalabilir. Hatta onlari elestirir, küçümser, bagirip çagirabilir. Iletisim içinde oldugu ortam ve kisilerin özelligine göre giyinmesi, yürümesi, amaçlari, inançlari, dünya görüsü ve düsünceleri degisebilir.
Bagimsiz Kisilik Arayisi
Bu dönemde yakin çevresini sürekli olarak elestiren, küçümseyen genç, kendisiyle ilgili kararlarda da bagimsiz olmak ister. Giyecegine, yiyecegine, eve gelis gidis zamanina kimsenin karismasini istemez. Alabildigine özgür olmaya çalisirken ailenin ekonomik durumunu görmezlikten gelir. Anlasilamamaktan sikayetçidir.
Gencin ailesinden ve içinde yasadigi çevreden yeterince ilgi ve sevgi görmemesi ya da böyle oldugunu sanmasi, onu baska gruplarin ve çevrelerin içine sürükler. Seçtigi yeni örneklere yöneldiginde çevresinde kendini anlayan, seven, destekleyen, yasitlarini bulur. Anne babanin davranislarini yersiz olarak niteler, begenmez. Bütün bunlar anne ve baba ile genç arasinda ciddi sürtüsme ve tartismalara yol açabilir.
Ergenlik dönemini yasayan her genç, kaygidan mutluluga, sevinçten sikintiya, kizginliktan taskinliga dogru degisen çesitli duygulari bir arada yasar. Baskasinin tatli ve yumusak bakisi, bir iki övgü sözcügü onu mutlu eder. Asik bir yüz, sert ya da örseleyici bir iki sözcük ise onu kayginin, kizginligin, umutsuzlugun derinliklerine sürükler. Ilgi ve sevgiyle iletisim kurdugu insanlara karsi bir süre sonra kin ve nefret duyabilir. Kizip öfkelendigini begenip yüceltir. Çekinip korktuguna sokulup, yaklasir. Kisacasi çogu zaman dengesiz bir ruh haletine sahip olabilir.
Diger taraftan bazen kendini yetiskin bir insan gibi görüp herkesin ona yetiskin bir insanmis gibi davranmasini ister, sonra yine çocuk oldugunu düsünür ve korunmaya, simartilmaya ihtiyaci duyar.
Güven Olmadan Asla
Anne ve babalar çocuklarini egitirken, öncelikle gelisim devrelerini hissetmeli ve çocuklarinin içinde bulundugu gelisim dönemini tanimalidirlar. Bunun için en etkili yollardan biri, anne-babanin kendi çocukluk ve gençlik çaglarini düsünmeleri, o dönemlerde yasadiklari duygusal ihtiyaçlari hatirlayarak çocuklariyla buna göre iletisim kurmalaridir.
Ergenlik dönemini yasayan gençle iletisimin temelini güven duygusu olusturmalidir. Yani genç, ailesinin kendisine güvendigini hissetmelidir. Ancak böyle olursa o da ebeveynine güven duyacak, onlarla iletisime açik olacaktir.
Gencin elinde olmadan ortaya çikan duygusal gel-gitler ve buna bagli degisik davranislari karsisinda sogukkanli olmak ve daha çok dinlemeyi tercih etmek gerekir. Ayrica onda görülen her ruhsal belirtinin bir hastalik degil, yeni durumlara uyma çabasindan gelen tepkiler oldugunu unutmamak gerekir. Sürekli degiskenlik gösteren taleplerinde gencin her istedigini yerine getirmek kadar istedigini hiç düsünmeden reddetmek de çok olumsuz sonuçlar dogurabilir.
Ergenlik dönemindeki evladiniza sevgi ve saygi gösterdiginizi davranislarinizla, tavirlarinizla belirtin. Her problem çiktiginda “biliyorsun seni çok severim” laflari yerine, evladiniz sevginizi onun kisiligine duydugunuz saygiyla göstermenizi tercih edecektir.
Toplumumuzda sik yasanan sorunlardan biri olan gencin yasami, giyinisi, süslenmesine iliskin karar alirken emirler vermeyi seçmek yerine, onun düsünce ve önerilerine anlayis ve saygi gösterin. Onu mutlaka dinleyin. Sizin bu konulardaki talebiniz farkli yöndeyse, gerekçelerinizi uygun dille açiklayin.
Sonuç olarak, ergenlik dönemini yasayan çocugunuzla saglikli iliski kurabilmenin en kestirme yolu, önce onu dinlemek ve dedigini anlamaya çalismaktir.
Neler Yapabiliriz?
Aile ve evle ilgili konularda ve problemlerde gencin de düsünce ve önerilerini alip onunla konusup tartismaktan çekinmemeliyiz. Konusma ve tartismalar sirasinda gencin dogru düsündügü, gerçegi bulup söyledigi durumlarda ona hak vermek, düsünce ve önerisini gerçeklestirmek için ona yardimci olmaliyiz. Bize göre hatali bir sey söylediklerinde lafi agizlarina tikmak yerine tekrar düsünmesini söyleyebiliriz. Gencin tutum ve davranislarini biçim ve yön verirken “benim gençligimde” diye baslayan konusma ve nasihatlerden mutlaka kaçinmak gerekir.
Gençlere bol bol ögüt vermek yerine örnek davranislarda bulunmak, örnek davranislari bulup göstermek çok önemlidir. Insanin kendine saygisi, ancak fikirlerine deger verilen, sözleri dinlenen, destek görülen bir ortamda filizlenir ve gelisir.
Anne-baba davranislariyla çocuklarin davranislari arasindaki iliskileri konu alan arastirmalara göre, baskici olmayan, esnek ve hosgörülü, fakat prensip ve kararlilik sahibi anne-babalarin, ergenlik çagindaki çocuklariyla daha iyi iletisim kurabildiklerini ortaya koymaktadir. Asiri kisitlayicilik kadar, asiri serbestligin de saglikli kisilik gelisimine engel olabilecegi unutulmamalidir.
Gençlerle kurulan iletisim biçiminde anne babanin otorite kullanimindan çok sorunlara ortak çözümler getirmeyi tercih etmesi yararli sonuçlar verecektir. Böylece yanlis ya da kuralsiz olarak dile getirdigi bir konu hakkinda ebeveyni tarafindan dislanmadigini gören, fakat onlarin farkli görüste oldugunu ögrenen genç, kendisine deger verildigini gördügünden, uzlasmaya dogru daha yatkin bir tavir içine girer.
Gençlere “bunlar geçici heveslerdir”, “senin yasin daha küçük”, “böyle seylerle ugrasmayi birak, derslerine bak” gibi cümlelerle yapilan nasihatler, onlarin kisiligini ve kendisi hakkindaki deger yargilarini olumsuz etkileyecektir. Kendisine deger verilmedigini düsünen genç, sizin cümlelerinizi dinlemeyecektir.
Gençlerle iletisim kurarken ya da problemlerine çözüm ararken dinî, ahlâkî ve toplumsal bakis açisiyla beraber, gencin içinde bulundugu yas döneminin özelliklerine ve egitim biliminin verilerine göre de hareket etmek yararli olacaktir.
Anne Babalar Nerede Hata Yaparlar?
Çogunlukla büyükler gençlerle konusmalarinda su tepki biçimlerini sergilerler;
Suçlama (Sen her zaman konusursun zaten!)
Emir (Hemen yerine otur!)
Elestirme (Daha iyisini yapmalisin!)
Uyarma (Son kez hatirlatiyorum!)
Utandirma (Simarik çocuk!)
Yargilama (Senin neyin dogru ki!)
Kiyaslama (Sen de komsunun çocugu gibi olabilsen!)
Bütün bunlar;
Gencin kendini suçlu hissetmesine,
Anne babanin adil olmadigi düsüncesinin gelismesine,
Gencin kendisinin sevilmedigini düsünmesine,
Sert tepkiye cevap vermesine,
Karsi çikmasina,
Kendisini yetersiz hissedip, kendine saygisini ve güvenini kaybetmesine sebep olur.