leyla_mecnun
27.07.2008, 08:04
http://img65.imageshack.us/img65/9866/floatie55de4.gifhttp://img65.imageshack.us/img65/9866/floatie55de4.gifhttp://img65.imageshack.us/img65/9866/floatie55de4.gifhttp://img65.imageshack.us/img65/9866/floatie55de4.gif
Bağdaş (tr) : Yakın arkadaş, dost.
Bağış (tr) : 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama.
Bağışcan (tr) :1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama.
Bağışhan (tr) : 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama.
BAHA: (Ar.) 1. Güzellik, zariflik. 2. Parıltı. 3. Alışma, dadanma. - Bahailik mezhebinin kurucusu.
BAHADDİN: (Ar.) Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
BAHADIR: (Fars.) Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan'da hükümdarlık yapmış Türk lider.
BAHADIRHAN: (Tür.) (bkz. Bahadır).
BAHAEDDİN: (Ar.) (bkz. Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.
BAHİT: (Ar.) Bahtı açık şanslı.
BAHRİ: (Ar.) 1. Denize ait denize mensup, denizle ilgili. 2. Denizci, levent. 3. Tüyünden kürk olan, patkada denilen, gagası kaşığa benzer bir çeşit deniz ördeği.
BAHTİYAR: (a.f.i.). 1. Bahtlı, talihli. 2. Mesud, mutlu. Bahtiyar (Ebu Mansur) (942-978). Büveyhilerin hükümdarlarından biri
BALDEMİR: (Tür.) Güçlü, kuvvetli, şirin.
BALER: (Tür.) Tatlı dilli, cana yakın kimse.
BALİBEY: (a.t.i.) Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni'nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.
BARAK: (Tür.) Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar. - Barak Han: Çağatay hükümdarı (1266-1271).
BARANSEL (f.t.i.) 1. Yağmur. Mevsim-i Baran, yağmur mevsimi.
BARIM: (Tür.) Varlık, servet, zenginlik
BARIN: (Tür.) 1. Bütün, hep. 2. Güç kuvvet. 3. Göğüs. 4. Moğol devrinde Orta Asya'da büyük beyliklerden biri.
BARIŞ: (Tür.) 1. Savaşsızlık durumu. 2. Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3. Dirlik, düzenlik.
BARIŞCAN: (Tür.) (bkz. Barış).
BARİK: (Ar.) 1. Parıldayan. 2. Nazik, dakik, ince. Fikr-i Barik İnce düşünce.
BARKIN: (Tür.) Yolculuk eden, yolcu gezgin.
BARLAS: (Tür.) Kahraman, savaşçı.
BARTU: (Tür.) En eski Türk kağanlarından biri.
BASRİ: (Ar.) Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan'ı Basri'ye izafeten kullanılmıştır.
BATTAL: (Ar.) 1. Cesur, kahraman. 2. Pek büyük. 3. İşe yaramaz, hantal. 4. İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans'a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.
BATU: (Tür.) Üstün gelen, gücü yeten, galip.
BATUĞ: (Tür.) (bkz. Batu).
BATUHAN: (Tür.) Altınordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han'ın torunu.
BATUR: (Tür.) Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.
BATURALP: (Tür.) Yiğitler yiğidi.
BATURAY: (Tür.) (bkz. Batur).
BATURHAN: (Tür.) (bkz. Batur).
BAVER: (Fars.) Tasdik, inanma. Sağlam, pek doğru.
BAYAR: (Tür.) 1. Ulu, yüce saygın, soylu. 2. Ekilmemiş toprak.
BAYAZID: (Ar.) (bkz, Bayezid).
BAYBARS: (Tür.) Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (el-Melikü'l-Zahir Rüknettin). (1223 Şam - 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.
BAYBAŞ: (Tür.) Zengin, ileri gelen, saygın.
BAYER: (Tür.) Zengin, varlıklı kimse.
BAYEZİT: (Ar.) Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360-Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat'ın Gülçiçck Hatun'dan olma oğlu.
BAYRAM: (Tür.) 1. Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günler.
BEDİRHAN: (Fars) İleri görüşlü, aydın lider.
BEDREDDİN: (Ar.) 1. Din'in nuru, ışığı. 2. Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
BEHÇET: (Ar.) 1. Sevinç. 2. Güzellik, güleryüzlülük. 3. Şirinlik. Bu kelime Kur'an-ı Kerim'in Neml suresi 60. ayetinde geçmektedir.
BEHLÜL: (Ar.) 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. 3. Bir İslam sofisi, Behlül-i Dana. Harun er-Reşid'in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.
BEHMAR: (Fars.) Çok ziyade, fazla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
BEHNAN: (Ar.) Güleç, güler-yüzlü, iyi huylu ve daima gülen adam.
BEKDİL: (Tür.) 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin. Baygönüllü.
BEKİL: (Ar.) Yakışıklı, süslü delikanlı, genç.
BEKİR: (Ar.) 1. Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen kimse, bakir. 2. Yeni doğmuş. 3. Öncesi, İsmaili zümresine ait büyük bir Arap kabilesi.
BEKTAŞ: (Fars.) 1. Akran. 2. Eş, müsavi. - Bektaşi: Hacı Bektaş Veli tarikatına mensubolan kişi, Horasan'da gelip Anadolu'ya yerleşen Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu ileri sürülen tarikata mensup ilk zamanlan bilinmeyen bu tarikat, sonradan batıni bir hüviyet kazanmıştır.
BEREN: (Tür.) Güçlü, kuvvetli, akıllı.
BERİN: (Fars.) 1. En yüksek, çok yüce. 2. Soylu.
BERKEL: (Tür.) güçlü el.
BERKER: (Tür.) Güçlü, sağlam kişilikli.
BERKİ: (Tür.) Şimşek gibi parlak.
BERKİN: (Tür.) Sağlam güçlü kuvvetli.
BERKKAN: (Tür.) Güçlü soydan gelen.
BERKMAN: (Tür.) Güçlü, sağlam, kişilikli.
BERKSAN: (Tür.) Güçlü tanınan kimse.
BERKSOY: (Tür.) (bkz. Berksan).
BERKSU: (Tür.) Soğuk ve keskin su.
BERKÜN: (Tür.) Sağlam, güçlü tanınmış.
Bağdaş (tr) : Yakın arkadaş, dost.
Bağış (tr) : 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama.
Bağışcan (tr) :1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama.
Bağışhan (tr) : 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama.
BAHA: (Ar.) 1. Güzellik, zariflik. 2. Parıltı. 3. Alışma, dadanma. - Bahailik mezhebinin kurucusu.
BAHADDİN: (Ar.) Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
BAHADIR: (Fars.) Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan'da hükümdarlık yapmış Türk lider.
BAHADIRHAN: (Tür.) (bkz. Bahadır).
BAHAEDDİN: (Ar.) (bkz. Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.
BAHİT: (Ar.) Bahtı açık şanslı.
BAHRİ: (Ar.) 1. Denize ait denize mensup, denizle ilgili. 2. Denizci, levent. 3. Tüyünden kürk olan, patkada denilen, gagası kaşığa benzer bir çeşit deniz ördeği.
BAHTİYAR: (a.f.i.). 1. Bahtlı, talihli. 2. Mesud, mutlu. Bahtiyar (Ebu Mansur) (942-978). Büveyhilerin hükümdarlarından biri
BALDEMİR: (Tür.) Güçlü, kuvvetli, şirin.
BALER: (Tür.) Tatlı dilli, cana yakın kimse.
BALİBEY: (a.t.i.) Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni'nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.
BARAK: (Tür.) Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar. - Barak Han: Çağatay hükümdarı (1266-1271).
BARANSEL (f.t.i.) 1. Yağmur. Mevsim-i Baran, yağmur mevsimi.
BARIM: (Tür.) Varlık, servet, zenginlik
BARIN: (Tür.) 1. Bütün, hep. 2. Güç kuvvet. 3. Göğüs. 4. Moğol devrinde Orta Asya'da büyük beyliklerden biri.
BARIŞ: (Tür.) 1. Savaşsızlık durumu. 2. Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3. Dirlik, düzenlik.
BARIŞCAN: (Tür.) (bkz. Barış).
BARİK: (Ar.) 1. Parıldayan. 2. Nazik, dakik, ince. Fikr-i Barik İnce düşünce.
BARKIN: (Tür.) Yolculuk eden, yolcu gezgin.
BARLAS: (Tür.) Kahraman, savaşçı.
BARTU: (Tür.) En eski Türk kağanlarından biri.
BASRİ: (Ar.) Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan'ı Basri'ye izafeten kullanılmıştır.
BATTAL: (Ar.) 1. Cesur, kahraman. 2. Pek büyük. 3. İşe yaramaz, hantal. 4. İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans'a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.
BATU: (Tür.) Üstün gelen, gücü yeten, galip.
BATUĞ: (Tür.) (bkz. Batu).
BATUHAN: (Tür.) Altınordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han'ın torunu.
BATUR: (Tür.) Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.
BATURALP: (Tür.) Yiğitler yiğidi.
BATURAY: (Tür.) (bkz. Batur).
BATURHAN: (Tür.) (bkz. Batur).
BAVER: (Fars.) Tasdik, inanma. Sağlam, pek doğru.
BAYAR: (Tür.) 1. Ulu, yüce saygın, soylu. 2. Ekilmemiş toprak.
BAYAZID: (Ar.) (bkz, Bayezid).
BAYBARS: (Tür.) Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (el-Melikü'l-Zahir Rüknettin). (1223 Şam - 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.
BAYBAŞ: (Tür.) Zengin, ileri gelen, saygın.
BAYER: (Tür.) Zengin, varlıklı kimse.
BAYEZİT: (Ar.) Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360-Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat'ın Gülçiçck Hatun'dan olma oğlu.
BAYRAM: (Tür.) 1. Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günler.
BEDİRHAN: (Fars) İleri görüşlü, aydın lider.
BEDREDDİN: (Ar.) 1. Din'in nuru, ışığı. 2. Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
BEHÇET: (Ar.) 1. Sevinç. 2. Güzellik, güleryüzlülük. 3. Şirinlik. Bu kelime Kur'an-ı Kerim'in Neml suresi 60. ayetinde geçmektedir.
BEHLÜL: (Ar.) 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. 3. Bir İslam sofisi, Behlül-i Dana. Harun er-Reşid'in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.
BEHMAR: (Fars.) Çok ziyade, fazla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
BEHNAN: (Ar.) Güleç, güler-yüzlü, iyi huylu ve daima gülen adam.
BEKDİL: (Tür.) 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin. Baygönüllü.
BEKİL: (Ar.) Yakışıklı, süslü delikanlı, genç.
BEKİR: (Ar.) 1. Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen kimse, bakir. 2. Yeni doğmuş. 3. Öncesi, İsmaili zümresine ait büyük bir Arap kabilesi.
BEKTAŞ: (Fars.) 1. Akran. 2. Eş, müsavi. - Bektaşi: Hacı Bektaş Veli tarikatına mensubolan kişi, Horasan'da gelip Anadolu'ya yerleşen Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu ileri sürülen tarikata mensup ilk zamanlan bilinmeyen bu tarikat, sonradan batıni bir hüviyet kazanmıştır.
BEREN: (Tür.) Güçlü, kuvvetli, akıllı.
BERİN: (Fars.) 1. En yüksek, çok yüce. 2. Soylu.
BERKEL: (Tür.) güçlü el.
BERKER: (Tür.) Güçlü, sağlam kişilikli.
BERKİ: (Tür.) Şimşek gibi parlak.
BERKİN: (Tür.) Sağlam güçlü kuvvetli.
BERKKAN: (Tür.) Güçlü soydan gelen.
BERKMAN: (Tür.) Güçlü, sağlam, kişilikli.
BERKSAN: (Tür.) Güçlü tanınan kimse.
BERKSOY: (Tür.) (bkz. Berksan).
BERKSU: (Tür.) Soğuk ve keskin su.
BERKÜN: (Tür.) Sağlam, güçlü tanınmış.