PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Iffet



ilahiaşk
17.06.2008, 08:32
İFFET




İffet, lügatte, nefsi haramlardan ve menâhîden, yâni yapmamakla emrolunduğumuz bütün yasak şeylerden men etmeye derler. İffet, her insan için lâzım olan en güzel ahlâklardan birisidir. İffet, bizim lisânımızda, namusun muhafazasına da denir. Ahlâkan düşük, kötü huylu ve kötü yollarda bulunan kişilere de, "Ne iffetsiz adam!" dediğmiz ma'lûmdur. İffet aynı zamanda fakirlik ve zaruretini saklayıp, halini ve ihtiyacını muztar kalmadıkça kimseye açmayan kimselere de denir.
Zaruret sahibi oldukları halde, hallerini ketm edip, açlığa ve zaruretlere tahammül eden, Rasûlüllah SAS Efendimizin talebeleri ve aynı zamanda, fî sebilillah harbe hazır askerleri mesabesinde olan ashab-ı kiramdan, Ashab-ı Suffe denilen ve bazan sayıları 400'ü bulan ve ömürlerinin büyük bir kısmını oruçla ve Peygamber SAS Efendimiz'in hadislerini dinlemek ve ezberlemekle geçiren, bu muhterem zevat hakkında, husûsî ayet nâzil olmuş ve Sûre-i Bakara'nın 273. ayet-i celilesi ile medh ü senâ buyrulmuşlardır. [Yapacağınız hayırlar, kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun! Bilmeyen kimseler iffetlerinden dolayı onları onları zengin zanneder. Sen onları yüzlerinden tanırsın; çünkü onlar yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.]
Birgün Efendimiz SAS Hazretleri de onların hallerine bakarak, fukaralıklarını ve çekmekte oldukları zahmetleri gördü. Mübarek kalblerini tatyîb için:
"--Ey Ashab-ı Suffe! Müjdeler olsun ki, her kim sizin şu bulunduğunuz hal ve sıfattan ve bulunduğu halden razı olarak bana mülâkî olursa, o benim refîklerimdendir." buyurarak onları sevindirmişlerdir.

Yukarıdaki mezkûr ayet-i celilenin hükmü umûma da şâmildir. Binâen aleyh, Allah rızası için medreselerde dirsek çürüterek, veya düşmana karşı koyarak, veya Allah rızası için amme hizmetlerine kendini vakfederek nafakasını kazanmaya vakit bulamayan veya kudreti yetişmeyen fukara-yı müslimîn, hep bu hükme dahildir.
Binâen aleyh, bunlara verilecek sadaka ve yardımların en makbul ve yerinde olan birer hayır olduğu, merhum Mehmed Hamdi Elmalı'nın tefsirinin ikinci cild 939-941. sayfalarında pek güzel açıklanmıştır. Hattâ zenginler ve cahillerin bu gibi fukarâ-yı sàbirîni, hallerini açıklamadıklarından ötürü zengin sandıkları, yine mezkûr ayet-i celilede;


"İffetlerinden dolayı, tanımayanlar onları zengin zanneder." buyrularak bildirilmektedir.

İffetli bir insana --ister kadın, ister erkek olsun-- iffetsizlik isnat etmek de, en büyük günahlardan biridir. Zîrâ iffet, insanın en büyük şerefidir. Bunu ihlâl etmek kadar kötü bir şey olamaz. Kişinin nefsinin esiri olup da hevâ-yı hevesine uyarak yapacağı günahlar sebebiyle iffetinin zâil olması, ne kadar fenâ bir şeydir. Hele hanımefendilerin istikballerinin ne büyük tehlikeye düşeceği de unutulmamalıdır.
Bundan nâşidir ki, bir iffetli kadına iftira eden, fi'l-i şen'î isnad eden kimse, bunu dört şahitle isbat edemediği takdirde, kendisine şer'an seksen deynek vurulması ve şehadetinin (tevbe etmedikçe) kabul edilmemesi gibi ağır bir ceza verilmesi, şüphesiz pek yerindedir. Her kabahate iki şahit yettiği halde, buna dört şahit istenmesi de şâyân-ı dikkattir. Günah bahsinde, iftiranın nasıl büyük bir günah olduğu da ayrıca bildirilecektir.

İffetsizlik, hayâsızlığın ta kendisidir. Hayâ ise imandandır. Hayânın olmadığı yerde, imanın da olmayacağı bir çok mu'teber kitaplarda zikr olunmaktadır. Hayâ ile imanın bir karın kardeşi oldukları, imanın bulunduğu yerde behemehal hayânın da bulunacağı ve hayânın bulunmadığı yerde ise imanın da bulunmadığı, yâni o anda imanın, o kimsenin sırtından esvabının alındığı gibi alınacağı da bildirilmiştir.
Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i razı olmadığı bütün kötü ve yaramaz huylardan emin ve mahfuz eylesin ve razı olacağı bütün iyi ve güzel huyları ve ahlâkları nasib ü müyesser eylesin, âmîn...


M. Zahid KOTKU (Rh.A)